Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/404 E. 2020/2820 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/404
KARAR NO : 2020/2820
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eski Hale Getirme Bedeli Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, vekil edeninin müşterek malik olduğu dava konusu 415 parsel sayılı taşınmaza davalı şirket tarafından kum ocağı tesis edilmek ve 609 nolu parsele ise elektrik direği dikilmek suretiyle müdahale edildiğini belirterek, elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunulmuş, 26.05.2014 tarihli dilekçe ile davanın, eski hale getirme bedeli ve ecrimisil olarak ıslah edildiği bildirilmiştir.
Davacı vekili, yargılama aşamasında 609 nolu parsele yönelik davadan feragat etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile; “davacı müdahalenin meni ve kal talebini, ecrimisil ve eski hale iade şeklinde ıslah ettiğinden davacının müdahalenin meni ve kal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının, … Köyü, … mevkiinde kain 609 parsel sayılı taşınmaza yönelik talebi hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu edilen … Köyü, … mevkiinde kain 415 parsel sayılı taşınmaz için hesaplanan toplam 26.019,11 TL ecrimisil bedelinden, davacının 4/13 miktarındaki hissesine düşen 8.005,88 TL ile kendisinden önce ölen muris kızı Zefire Karacimşit’in 12/24 oranındaki miras payından düşen 3.002,00 TL olmak üzere toplam 11.007,88 TL ecrimisil bedelinin 2.295,36 TL’sine 31.12.2009 tarihinden, 203,21 TL’sine 31.12.2010 tarihinden, 3.357,79 TL’sine 31.12.2011 tarihinden, 4.380,31 TL’sine 31.12.2012 tarihinden, 771,21 TL’sine dava tarihi olan 17.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve taşınmazın üzerine dökülen harfıyatın kaldırılarak taşınmazın eski haline iadesi için gereken toplam 31.939,50 TL eski hale iade bedelinden, davacının 4/13 miktarındaki hissesine düşen 9.826,12 TL eski hale iade bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi (HUMK mad. 74) hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural, sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Aynı Yasa’nın 176 ve devamı maddelerinde ise ıslah müessesi düzenlenmiş olup, ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup; iddia ile savunmanın genişletilmesi yasağının istisnalarından biridir. (HUMK mad. 83; Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001, s. 3965)
Kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür.
Ne var ki; ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nin 26.09.2011 tarihli ve 2011/1-364 Esas, 2011/453 Karar sayılı ilamı). Yani Islah yoluyla dava dilekçesindeki talep edilen miktar artırılabilir ise de dava dilekçesinde ileri sürülmeyen yeni bir talebin ıslah yoluyla dava konusu yapılması mümkün değildir.
Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuş olup 26.05.2014 tarihli dilekçe ile, davanın eski hale getirme bedeli ve ecrimisil olarak ıslah edildiği bildirilmiştir.
Harç yatırılmak suretiyle ayrı bir davanın konusu olan ecrimisil alacağı dava dilekçesinde ileri sürülmediğine göre sonradan ıslah ile talep edilemez.
O halde; dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacağın, ıslah dilekçesiyle istenilmesi mümkün değildir. Davacı, dava dilekçesinde ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmediğinden dava dilekçesinde yer almayan bu talep yönünden kabulüne karar verilmesi isabetli değildir. Mahkemece, davacının dava dilekçesindeki talebin dışına çıkılmak suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabilğeceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.