YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23790
KARAR NO : 2020/18860
KARAR TARİHİ : 14.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması sureti ile mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, 5237 sayılı TCK’nin TCK’nin 125/1. maddesinde düzenlenen “hakaret” suçu olduğu, “hakaret” suçunun, uzlaşmaya tabi olmayan TCK’nin 106/1-1. cümlesindeki “tehdit” suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olmadığı; ancak “tehdit” suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı ve bu durumda ihbara konu “hakaret” suçunun uzlaşmaya tabi olmayan başka bir suç ile birlikte işlenmesi durumunun ortadan kalktığı anlaşılmakla; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, söz konusu ilama ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca ilamların bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Sanık hakkında, Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2008 tarih ve 2006/537 Esas, 2008/727 Karar sayılı ilamı ile hükümlülüğüne, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, hükmün kesinleşmesinden sonra kasıtlı yeni bir suç işlemesi nedeniyle mahkemesine yapılan ihbar üzerine, duruşma açılıp, yeniden hüküm kurulmuş ise de; temyize, Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanmasına karar verilecek yeni hüküm olduğu, bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih, 2014/8-145 Esas ve 2015/145 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması gerektiği ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan sonra sanığın denetim süresi içinde yeni kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle yapılan yargılamada, sanığa “duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda yargılamaya devam edilerek karar verileceği” meşruhatını içerir davetiyenin usulüne uygun olarak tebliği ile duruşmaya katılması halinde savunması edildikten ve duruşmaya katılmadığı takdirde yokluğunda yargılamaya devamla açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerekirken, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen yargılamada beyan ettiği ve dosyada bilinen en son adresi olan adresine çıkartılan davetiyenin bila tebliğ iade edilmesi karşısında; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinin “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü nazara alınarak, Tebligat Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sisteminde kayıtlı olan ve sanık hakkında hükmedilen gerekçeli kararın tebliğinde başvurulan MERNİS adresine duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiyenin tebliği yoluna gidilmeyerek sanığın duruşmada hazır bulunma hakkının ihlali suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Ludi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15/06/1992 P. 49/50; Artico/İtalya, B. No: 6694/74, 13/5/1980 P. 33; Sejdovic/İtalya, B. No: 56581/00, 1/3/2006 P. 81) kararlarında belirtildiği üzere savunma hakkı kısıtlanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 196. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
4) Sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 14.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.