YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15401
KARAR NO : 2013/19706
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Erciş Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.01.2013 tarih ve 2011/868-2013/95 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 23/10/2011 tarihinde Erciş-Van depreminin meydana geldiğini, bu depremde mülkiyeti davacı …’a ait olan Manolya Apartmanın tamamen yıkıldığını, …,… ve …’ın bina enkazı altında kalarak yaşamını yitirdiğini, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, tüm davacılar için toplam 250.000,00 TL maddi ve 825.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … vekili ile … vekili, idari yargı görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesini istemişlerdir.
Davalı … Sigortalar Kurumu vekili, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6100 sayılı HMK’nın 3. maddesinin birinci cümlesinin, Anayasa Mahkemesi’nin 16/02/2012 tarih ve 2011/35 Esas 2012/23 Esas sayılı kararı ile iptal edildiği, özellikle görev konusu kamu düzeni ile doğrudan bağlantılı olduğundan ve taraflar yararına usulî kazanılmış hak oluşturmayacağı, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının görülmekte olan davalarda uygulanmasının gerektiği hususları gözönüne alındığında, her ne kadar dava açılış tarihinde, davanın konusu mahkemenin görev alanı içinde kalıyorsa da Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ve yürürlükteki 2577 sayılı İYUK’nın 2/b maddesi uyarınca idarenin her türlü eylem, işlem ve sorumluluğundan doğan zararların tazmini davalarının tam yargı davası olarak idari yargıda görülmesi gerektiği, davacıların davalılar …’na ve …’na karşı açmış olduğu ölüm nedeniyle oluşan zararların tazmini davalarına bakmakla görevli olan mahkemelerin idare mahkemeleri olduğu gerekçesiyle, sözü edilen iki idareye karşı açılan dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine, …’na karşı açılan davaya ilişkin olarak da; kurumun sorumlu olabilmesi için deprem sigorta poliçesinin düzenlenmiş olmasının zorunlu olduğu, ancak davacı taraf ile davalı … arasında olay tarihinde düzenlenmiş zorunlu deprem sigortası poliçesi bulunmadığı, bu nedenle davada …’nun taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı … yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Anayasa’nın 153/6. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” hükmü, iptal kararının kesinleşen işlemlere tesir etmeyeceği anlamında olup, elde bulunan uyuşmazlığın sürdüğü davalarda “geriye yürümeme kuralı” uygulanmayacak olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 31.03.2004 gün ve 156/194 sayılı kararında da bu görüşün benimsenmiş bulunmasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacılardan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.