Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/23559 E. 2020/18097 K. 07.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23559
KARAR NO : 2020/18097
KARAR TARİHİ : 07.12.2020

Kasten yaralama suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1 ve 86/3-e maddeleri gereğince üç kez 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2014 tarihli ve 2013/611 Esas, 2014/718 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.10.2020 tarihli ve 2020/10797 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2020 tarihli ve 2020/88575 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; dosyanın diğer sanıkları olan …, … ve …’nın kardeş oldukları, sanık …’nun birlikte yaşadığı …’ın kızı olan … ile sanıklardan …’un karı koca oldukları, olay gününden önce … ile sanık …’un ayrıldıkları, suç tarihinde sanıklar …, … ve …’nın alkollü şekilde sanık …’nun işyerine geldikleri, bıçak göstererek sanık …’i tehdit ettikleri, akabinde gelişen olaylar sırasında sanık …’in diğer sanıklara silahla ateş ederek yaraladıkları olay nedeniyle sanık … hakkında her üç mağdura yönelik kasten yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2014 tarihli tarihli kararının dosyanın diğer sanıkları olan …, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine sanık …’ya yönelik tehdit eylemleri yönünden kurulan hükümlerin, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.01.2020 tarihli ve 2019/4074 Esas, 2020/358 sayılı ilamıyla “Tehdit suçları yönünden, temyize gelmeyen sanık …’nun silahla ateş ettiğinin kabul edilmesi karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi..” şeklinde gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi ve diğer sanıkların alkollü olarak sanık …’in işyerine gelerek bıçakla tehdit ettiklerinin anlaşılması karşısında, tarafların karşılıklı eylemlerinin bir bütün halinde değerlendirilip olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sanık …’nun kasten yaralama suçu yönünden 5237 sayılı Kanun’un genel tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık hakkında, mahkemece yapılan yargılamada deliller usulünce değerlendirilerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kanun yararına bozmaya konu edilen mahkumiyet kararındaki ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesindeki hallere dahil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.