YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/14198
KARAR NO : 2020/17214
KARAR TARİHİ : 24.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten Yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında mağdur …’e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.06.2008 tarihli ve 56-156 sayılı kararı gereği, beyanda bulunduğu tarih itibariyle 15 yaşından büyük ve şahsa sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmaya ehil mağdurun 02.05.2016 tarihli duruşmada sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdurun sanık hakkında açılan kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı, yaşı küçük mağdurun zorunlu vekilinin talebi üzerine kamu davasına katılmasına karar verilmesinin hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyize hak vermeyeceği de gözetildiğinde; usulüne uygun şekilde katılan sıfatını almayan mağdurun temyiz hakkı bulunmadığından, mağdur vekilinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık hakkında katılan … (Temel) Öztürk’e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı
CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
b) Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde cezasının kısmen veya tamamen infaz edileceğine ilişkin ihtarat yapılırken uygulama maddesi olan 5237 sayılı TCK’nin 51/7. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
c) Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanığa 5237 sayılı TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirmiş olması halinde cezasının infaz edilmiş sayılacağına ilişkin ihtarat yapılmaması,
d) Sanığın 11 yaşındaki beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan altsoyu katılan … (Temel)Öztürk’ü 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f. maddesi uyarınca silahtan sayılan çatal ile yaraladığının tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, yaralama eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a-b-e maddeleri kapsamında kaldığı dolayısıyla birden fazla
nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında katılan … (Temel) Öztürk’e yönelik eylemi yönünden 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesince temel cezaya hükmedilirken 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gereğince meydana gelen zararın ağırlığı ve kastının yoğunluğu da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.