YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/12081
KARAR NO : 2020/6602
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme, defter ve belge gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
I-Sanık hakkında “2008-2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme“ ve “defter-belge gizleme“ suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, 2008 yılından bu yana kadın kuaföründe çalıştığını, … adında bir kişinin fabrikada tekstil işinde yüksek maaşla iş teklif etmesi üzerine kabul ederek bir kısım belgelere imza attığını, kendisi gibi 50 kişinin daha bu şekilde kandırıldığını, işlettiği bir işyerinin bulunmadığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından;
1-Sanığın savunmasında ismi geçen … isimli kişinin, sanıktan da sorulmak suretiyle açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek duruşmaya celp edilmesi, CMK‘nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı da hatırlatılarak tanık sıfatıyla bilgisine başvurulması,
2-Sanık tarafından düzenlendiği iddia olunan kanaat oluşturacak sayıdaki fatura asılları ile mükellefin tarh dosyasında yer alan ve sanık tarafından imzalanmış gibi görünen diğer belgelerin, kullanan kişi ve şirketler ile vergi dairesinden sorulmak suretiyle temin edilerek dosyaya getirtilmesi, faturalar ve belgeler üzerindeki imza-yazıların sanığın veya …’ın eli ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması,
3-Belgeler üzerindeki imza ve yazıların sanığın ya da …’ın eli ürünü olmadığının belirlenmesi halinde; özellikle faturaları kullanan kişi ya da şirket yetkililerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitiyle duruşmaya celp edilmeleri, CMK‘nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak sanığın savunması doğrultusunda tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması, faturaları kullanan tanıklardan faturaları kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları hususlarının ayrıntılı olarak sorulmasından sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
II-Kabule göre de;
1-Sahte fatura düzenleme suçu yönünden:
a)Sahte fatura düzenleme suçunda, her takvim yılında işlenen eylemlerin birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, ancak aynı takvim yılı içerisinde farklı zamanlarda sahte faturalar düzenlenmesi halinde, eylemlerin bir bütün halinde zincirleme şekilde sahte fatura düzenleme suçunu oluşturacağı anlaşılmakla; somut olayda, sanığın her takvim yılındaki eylemlerinin ayrı ayrı zincirleme biçimde işlenmiş suçları oluşturacağı gözetilmeden, hangi takvim yılından hüküm kurulduğu da belirtilmeksizin tek hüküm kurulması,
b)08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 276. maddesi ile değişik 213 sayılı VUK’nin 359/b. maddesinde “üç yıldan beş yıla” kadar hapis cezası öngörüldüğü nazara alındığında; dosya kapsamına göre sanığın 08/02/2008 tarihinden sonra gerçekleştirdiği kabul edilen eylemleri yönünden cezanın alt sınırının “18 ay hapis” olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
c)TCK’nin 51/3. maddesi uyarınca erteleme halinde, belirlenecek denetim süresinin alt sınırının mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olamayacağının gözetilmemesi,
d)Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, kasten işlenmiş suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olan 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Defter ve belge gizleme suçu yönünden:
a)Defter ve belge gizleme suçunda cezanın alt sınırının, “09/02/2013“ olan suç tarihi itibarıyla 5904 sayılı Kanun‘un 23. maddesi ile değişik 213 sayılı VUK’nin 359/a-2. maddesi uyarınca “18 ay hapis“ olduğu gözetilmeyerek, sanık hakkında temel cezanın “1 yıl hapis“ olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
b)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarihli ve 2008/250-13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nin 231/6-c. madde ve bendinde işaret olunan, zarar kavramının kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, defter ve belge ibraz etmeme suçunda anılan maddenin aradığı anlamda somut bir zarardan söz edilemeyeceği dikkate alındığında; engel adli sicil kaydı bulunmayan, hükmolunan cezası ertelenen ve CMK‘nin 231. maddesinin uygulanmasını kabul eden sanık hakkında, yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.