Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/7044 E. 2020/7335 K. 18.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7044
KARAR NO : 2020/7335
KARAR TARİHİ : 18.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Dava dilekçesinde, davacının 17.06.2010 tarihinde taşınmazın 1/2 payına malik olmasından sonra diğer 1/2 payın maliki Jak ve onun ölümü ile mirasçıları tarafından tahsil edilen kira bedellerinin davacıya ödenmediği ileri sürülerek ıslah ile artırılan toplam 9.399,60 TL ecrimisil’in yasal faizi ile tahsili istenmiştir.
Davalılar vekili süresinde verdiği cevap dilekçesi ile dava konusu taşınmazın uzun süredir boş olduğu ve kullanılmadığı beyan edilerek davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, davacının hissedarı olduğu taşınmazı kullanamadığı, taşınmazın kullanımının davalılarda bulunduğu, ihtara rağmen davacı tarafa herhangi bir ecrimisil bedeli ödenmediği gibi taşınmazın boşaltılmadığı davacının intifadan men ihtarının davalıya tebliğ tarihi olan 22.06.2016 tarihinden itibaren ecrimisil talep etme hakkının doğduğu, davalıların payı göz önünde tutularak 4.900,00 TL ecrimisil bedelinin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Davanın kısmen kabulüne dair mahkeme kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paylı mülkiyet halinde tapuda kayıtlı taşınmazdan dolayı paydaşlar arasındaki haksız kullanım nedeni ile ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)
Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olayda; taşınmazın niteliği gereği intifadan men koşulunun gerçekleşmesine gerek yok ise de; dava konusu dükkanın davalılarca kiraya verilip gelir elde edildiği iddia edildiğine ve tanık deliline dayanılması karşısında; davalıların, davacı paydaşın kullanımına engel olup olmadıkları, dava konusu taşınmazın davalılarca kiraya verilip gelir elde edilip edilmediği konusunda yeterli araştırma yapılmadan, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi,
2) Kabule göre de; bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına, tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda faize hükmedilmesi her döneme ilişkin ecrimisil miktarı ile faizin başlangıç tarihinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Mahkemece, infazda tereddüte neden olacak şekilde hükmedilen ecrimisilin tamamına dönem sonu ve faizin başlangıç tarihi belirtilmeksizin dönem sonları tarihinden itibaren denilerek faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken, davacı tarafa kesin süre verilerek tanık isim ve adreslerini bildirmesini istemek, bildirdiği takdirde usulüne uygun tebligatla davet etmek ve dava konusu taşınmaz başında iddiaya yönelik olarak beyanlarını alıp usulü müktesep haklar da gözetilerek sonucuna göre karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nin 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.