YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3884
KARAR NO : 2012/9318
KARAR TARİHİ : 16.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 14.02.2012 gün ve 84/16 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, kadastro çalışmaları sırasında paftasında gösterilmek suretiyle dere olarak tespit dışı bırakılan taşınmazın, TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddeleri hükümleri uyarınca tescil isteğine ilişkindir.
Davacı kadastro tespit çalışmaları sırasında adına tespit ve tescil edilen 189 ada 39 ve 40 nolu parsellere komşu bulunan ve bahçe olarak kullandığı taşınmaz parçasının da adına tescilini istemiştir.
Hazine temsilcisi davanın reddini savunmuş, mahkemece kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılması halinde tespit dışı bırakılma tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin geçirilmemesi gerekir. Tespit sonrası imar-ihya ve zilyetlik nedenlerine dayalı tescil isteklerinde ise, tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar, öncelikle imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıllık sürenin aralıksız çekişmesiz davacı yararına gerçekleşmesi zorunludur.
Somut olaya gelince, dava konusu taşınmaza komşu ve davacı adına tespit ve tescil edilen 189 ada 39 ve 40 sayılı parsellerin tespit tutanaklarından anlaşıldığı üzere kadastro tespiti 24.07.2000 tarihinde yapılmış, eldeki dava ise 19.04.2011 tarihinde açılmıştır. Bu durumda Dairemizin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre tespit tarihinden itibaren benimsenen makul süre geçmiştir. Tespit yapıldığı tarihten dava tarihine kadar ise 20 yıllık süre dolmamıştır.
Açıklanan ilkeler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.