Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/15623 E. 2020/6887 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/15623
KARAR NO : 2020/6887
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanığın yokluğunda verilen hükmün Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesi uyarınca bilinen en son adresi olan duruşmada bildirdiği adresi yerine doğrudan MERNİS adresine tebliğ edilmesi nedeniyle, 21.01.2015 tarihli tebliğ işlemi usulsüz olup, sanığın öğrenme üzerine vermiş olduğu 01.04.2015 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Sanık hakkında …. San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait faturaları 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte olarak düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunması da dikkate alınarak, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
1- Konya ….. Noterliğinde düzenlenen 30.04.2009 tarihli hisse devir sözleşmesinde adı geçen ve kayıtlarda …. San. Tic. Ltd. Şti.’nin müdürü olarak görünen …. ile sanığın savunmasında adı geçen ….’nun tanık olarak çağrılması, CMK’nin 48. maddesi gereğince çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra, dosyada bulunan faturalar ve tahsilat makbuzları kendilerine gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının, sanığı ve birbirlerini tanıyıp tanımadıklarının sorulması,
2- Tanıklar …. ve ….’nun da yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını söylemeleri halinde, sanık ve tanıkların temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalar ve tahsilat makbuzlarındaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
3-Yazı ve imzaların sanığa ya da tanıklara ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile tanık olarak çağrılması, CMK’nin 48. maddesi gereğince çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra, suça konu faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması yasaya aykırı,
4-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 12.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.