YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23542
KARAR NO : 2020/17552
KARAR TARİHİ : 30.11.2020
Kasten yaralama suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 29/1, 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Akşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2014 tarihli ve 2013/475 Esas, 2014/509 Karar sayılı kararının itiraz edilmeden 13.01.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 31.12.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama neticesinde, hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 29/1, 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Akşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/340 Esas, 2019/449 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 20.10.2020 tarihli ve 2020/13356 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2020 tarihli ve 2020/93141 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 86/1. maddesinde yer alan yaralama suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesindeki, “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamına göre; sanık ile inceleme dışı diğer sanıkların müştekiyi birlikte yaraladıkları, müştekinin adli raporuna göre parmağında tendon kesisi bulunması da dikkate alındığında sanıklarından en azından birinin bıçak kullandığının sabit olduğu ve mahkemenin kabulünün de bu şekilde olduğu olayda, sanıkların fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak aynı fikir ve eylem birliği içerisinde neticeye birlikte sebebiyet verdikleri halde, sanığın 5237 sayılı TCK’nin
37/1. maddesi delaletiyle TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri gereği cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken olayda bıçağı kimin kullandığının net olarak tespit edilemediğinden bahisle diğer sanıklarla birlikte sanık … hakkında da TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmamasına karar verilmiş ise de; sanığın silahla yaralama suçundan cezalandırılmasının gerekmesi ve kasten silahla yaralama suçunun uzlaşmaya tabi suçlardan olmaması ve ayrıca soruşturma aşamasında taraflara kasten yaralama suçundan yapılan uzlaşma teklifinin kabul edilmeyerek buna ilişkin form düzenlenmiş olması da gözetildiğinde kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.