YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10099
KARAR NO : 2020/18040
KARAR TARİHİ : 03.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan sanık … hakkında tanzim olunan iddianame ile katılan sanık …’e karşı “kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan 2 kez dava açıldığı ve fakat mahkemece “beraat” kararı yönünde tek bir hüküm kurulduğu, diğer dava yönünden herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış ise de 5271 sayılı CMK’nin 223/7. maddesinde yer alan “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, mahkemesince bu konuda zamanaşımı süresi içinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
1) Katılan sanıklar … ve … haklarında birbirlerine karşı 17.05.2014 tarihinde işledikleri “Hakaret” suçları yönünden verilen “ceza verilmesine yer olmadığı” kararlarına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2) Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’a karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3) Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’a karşı “Tehdit” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/4. maddesi uyarınca TCK’nin 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b) 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesi uyarınca cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nin 51/7. maddesi gereği, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine ve TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca, denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağına ilişkin karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasında yer alan, TCK’nin 53. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin paragrafın hükümden çıkarılması ve TCK’nin 51. maddesinin uygulandığı paragraftan sonra gelmek üzere “TCK’nin 51/7. maddesi uyarınca denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği, TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca, denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağı hususlarında sanığın ihtarına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün isteme aykırı oalarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4) Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’e karşı 15.05.2014 tarihinde işlediği iddia olunan “Hakaret” suçuna yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/12/2014 tarih, 2014/3802 Soruşturma ve 2014/2189 Esas No.lu iddianamede, katılan sanık … hakkında tek bir “hakaret” suçundan kamu davasının açıldığı anlaşılmakla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Deweer/Belçika, Seri A No: 35, 27.02.1980, P. 42 ve 46; Eckle/Almanya, Seri A No: 51, 15.07.1982 P. 73 kararlarında ve 5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesinde belirtildiği üzere “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, iddianamenin anlatım kısmından katılan sanığın 15.05.2014 tarihinde ve 17.05.2014 tarihinde iki kez ayrı ayrı hakaret suçlarını işledikleri anlaşılsa da katılan sanığa 5237 sayılı TCK’nin 125. maddesinin iki kez uygulanması ihtimaline binaen 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınıp iddianame genişletilmeden, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 125. maddesi gereği iki kez hüküm kurulmak suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5) Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’e karşı “kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Tanıklar … ve …’ın, itiraza uğramayan beyanları ile katılan sanık …’in, elindeki bıçakla Halil’e doğru hamle yuptığı ancak Halil’in yaralanmadığı sabit olup, tanık Vedat’ın “Mehmet Göktuz elinde bulunan bıçakla Halil’in üzerine gitti. Bu sırada da elindeki bıçağı sallıyordu. Hatta bıçak benim karnımın önünden geçti. Sonrasında ayrıldılar.” şeklindeki beyanı ile tanık Nevzat’ın “üzerinden bir bıçak çıkarıp Halil’e doğru savurdu ancak ben hemen araya girip bu şahsın Halil’i yaralamasını engelledim” şeklindeki anlatımları arasında eylemin ne şekilde neticeye ulaşmadığına dair çelişki bulunduğu gözetilerek, ayrıntılı taraf ve tanıklar Nevzat ve Vedat’ın beyanları ile sanığın eylemini engel hâl bulunması nedeniyle mi tamamlayamadığı yoksa eylemine kendiliğinden mi son verdiğinin belirlenmesi yoluna gidilmesi, sanığın eylemini engel hâl bulunmaksızın kendiliğinden sonlandırması durumunda sanık hakkında TCK’nin 36. maddesi gereği “gönüllü vazgeçme”ye ilişkin hükümlerin uygulanması suretiyle, eylemine son verene dek icra ettiği hareketlerin başka bir suç oluşturması durumunda bu suça ilişkin hükümlerin uygulanması gerekliliği; sanığın eylemini engel hâl nedeniyle (tanık Nevzat’ın araya girmesi üzerine) tamamlayamadığının tespiti durumunda ise TCK’nin 35/2. maddesinde yer alan indirim oranlarının tespiti yönünden, eylemin sonuca yakınlığının belirlenmesi neticesinde TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek teşebbüs hükümleri gereği makul bir oranda indirim uygulanarak sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, hangi delile ne gerekçe ile üstünlük tanındığı, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp ulaşılan vicdani kanaat de tutanaklara yansıtılmadan, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.