Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/7808 E. 2021/384 K. 21.01.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7808
KARAR NO : 2021/384
KARAR TARİHİ : 21.01.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.2016 tarihli ve 2014/193 Esas, 2016/509 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, vekil edenlerinden Ertaç’ın davalının eski eşi, diğer vekil edeninin de davalının eski kayınvalidesi olduğunu, vekil edenlerine ait 22 nolu bağımsız bölümün davalı tarafından haklı bir sebep olmadan kullanıldığını belirterek, boşanma dava tarihinden 06.03.2008 tarihine kadar ecrimisil talebinde bulunmuş yargılama sırasında taleplerini her bir davacı için 30.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin davacı … yönünden reddine diğer davacı … yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İstinaf Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve elatmanın önlenmesi davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil davasının her iki davacı bakımından da reddine dair karar verilmiş olup; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde de “Miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı 2017 yılı itibarıyla 41.530,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır.
Somut olayda, davalının yargılama sırasında taşınmazın kullanımına son verdiği hususu davacı tarafın da kabulündedir. Davacılar vekili, her bir davacı için alacak talebini 30.000 TL’ye yükseltmiştir. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığına göre her bir davacı yönünden talep edilen alacak miktarının 2017 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bir karar verilebilir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, eldeki dava bakımından davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesi uyarınca 2017 yılı itibariyla miktar ve değeri 41.530,00 TL’yi geçmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olduğundan değerden REDDİNE, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.01.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.