Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1391 E. 2021/1046 K. 10.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1391
KARAR NO : 2021/1046
KARAR TARİHİ : 10.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05.07.2018 tarih ve 2017/59 E. – 2018/391 K. sayılı kararın davalı şirket temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.11.2019 tarih ve 2018/1570 E. – 2019/1112 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket adına tescilli, spiral boru üretim makinesine ilişkin 2014/06978 sayılı faydalı modelin yenilik kriterini taşımadığını, tekniğin bilinen durumunu aşmayan ve buluş basamağı niteliği bulunmayan söz konusu faydalı modelin tescil edilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından yenilik kırıcı olarak dayanılan belge ve dokümanların müvekkili adına tescilli faydalı modelle ilgilerinin bulunmadığını, müvekkiline ait faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu faydalı modelin, tüm istemleri yönünden yenilik niteliğini taşımadığı ve bu nedenle hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı 2014/06978 numaralı faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, kararın kesinleşmesinden sonra hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı temsilcisince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyaya sunulan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan ek raporda, dava konusu faydalı modelin tüm istemleri yönünden yeni olmadığının açıklandığı, bu rapora dayalı olarak hüküm kurulmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, kök raporda incelenmeyen deliller incelenerek dava konusu faydalı modelin yeni olmadığı belirtildiğinden kök rapor ile ek rapor arasında bir çelişki bulunmadığı, ancak hükmün özetinin ilanına dair bir düzenleme olmamasına rağmen mahkemece hüküm özetinin ilanına yönelik hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesi ile davalı temsilcisinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2014/06978 Y sayılı faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne ve feri nitelikteki ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, yenilik hukuki sebebine dayalı olarak açılan faydalı model hükümsüzlüğü talebine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi ek raporunda belirtilen görüş doğrultusunda davanın kabulüne, FM belgesinin hükümsüzlüğüne ve kararın kesinleşmesinden sonra hüküm özetinin ilanına dair verilen karara karşı davalı taraf istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesince ise hüküm özetinin ilanına yönelik olmak üzere istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile FM’nin hükümsüzlüğüne, feri nitelikteki ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu FM başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 551 sayılı KHK’nın 154 ncü maddesine göre, KHK’nın 156 ncı maddesi (SMK m. 142/1) hükmüne göre yeni, 10 ncu maddesine (SMK m. 83/1) göre ise sanayiye uygulanabilen buluşlar, FM belgesi verilmek suretiyle korunur. Mülga KHK ve yürürlükteki SMK’nın anılan hükümlerinden anlaşıldığı üzere, FM’nin korunması için gerekli olan ilk şart yenilik, ikinci şart ise sanayiye uygulanabilirliktir.
Korumanın sağlanabilmesi için aranan yenilik; buluşun tekniğin bilinen durumuna dahil olmaması hali olarak belirtilmiştir (mülga KHK m. 7/1; SMK m. 83/1). FM belgesine konu olan buluş başvuru tarihinden önce, Türkiye içinde veya dünyada herkesin ulaşabileceği şekilde yazılı olarak veya bir başka yolla açıklanmış veya yöresel veya ülke çapında kullanılmış ise, yeni değildir. Yenilik değerlendirmesinde varsa rüçhan hakkı tarihi veya başvuru tarihinden 12 ay önceki açıklama, yayın ve kullanma yenilik incelemesinde dikkate alınmamaktadır. (Mülga KHK m. 126/1; SMK m. 83). Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere, açıklama tek başına yeniliği etkilememektedir. Açıklamanın herkesin ulaşabileceği şekilde olması gerekmektedir.
Diğer taraftan patent de olduğu gibi FM’nin korunmasında istemler önemlidir. Zira korumanın kapsamı istemlere göre belirlenmektedir. Tarifname ve resimler ise yalnız tamamlayıcı rol oynamaktadır. Belirtmek gerekirse istemlerin yorumunda tarifname ve resimler kullanılır (mülga KHK m. 159/1, 83/1, 42/1-c, 47 ve 162; SMK m. 89, 90/1-c, 92 ve 143).
Burada önemli olan bir husus ise, ayni zamanda başka bir hükümsüzlük sebebi olan buluşun yeterince açıklanmaması sorunudur. Zira, buluş konusu ilgili olduğu teknik alandaki bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte, açık ve tam olarak tanımlanması gerekmektedir (mülga KHK m. 165; SMK m. 144, 92).
Bu hükümlerden hareketle belirtmek gerekirse, yenilik değerlendirilmesine referans alınacak belge/belgeler, FM’in istemleriyle karşılaştırma yapılmasını sağlayacak şekilde teknik açıklama ve/veya teknik çizim içermesi gerekmektedir. Referans olarak dayanılan resim görselleri ancak karşılaştırmada destekleyici rol oynayabilir. Bir başka ifade ile yeniliği etkileyecek herhangi bir belgeden hareketle, o alandaki uzman kişi FM’ye, yani buluşa ulaşabilmelidir. Eğer, referans alınan bir belgeden hareketle o alandaki uzman kişi buluşa ulaşamıyorsa, söz konusu belge ya hiç açıklama içermemektedir ya da açıklamalar yeterli değildir.
Bu durumda, yenilik incelemesinde referans alınan herhangi bir belgenin yayın tarihi kesin olarak saptansa bile karşılaştırmaya esas alınması tek başına yeterli olamaz. Yayın tarihi kesin olarak saptanan bir belge yenilik değerlendirilmesine esas alınması için, ilgili alanda uzman bir kişinin onu uygulamaya koyabilecek ölçüde açıklama/teknik bilgi içermesi gerekmektedir. Referans alınan belgenin içermesi gereken teknik bilgilerde buluşun özellikleriyle ilgili olmalıdır (KÖKER, A. Rıza/…, Gürşad, Uzman Gözüyle Patent ve Faydalı Modelden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar, Adalet, Ankara, 2020, s. 156 vd.).
Uyuşmazlık yönünden belirtilmesi gereken bir husus ise, internetten elde edilen herhangi bir belgenin yayınlandığı tarihin belirlenmesi sorunudur. Bilindiği üzere, güvenilir sitelerde kullanıcıların veya üçüncü kişilerin müdahale edemeyeceği şekilde yayının yapıldığı tarihi (zaman mührünü) otomatik olarak atmaktadır. Durum böyle olmakla birlikte, ilk yayının yapılmasından sonra içeriğin değiştirilmesi mümkün olabilmektedir. O nedenle, karşılaştırmada yayının ilk içeriğinin ne olduğunu gösteren ikinci bir kanıt aranmalıdır. Zira yayının alındığı tarihteki içeriğin ilk yayın içeriğiyle aynı olması gerekmektedir (KÖKER/YALÇINER, s. 159).
Özetlemek gerekirse, yenilik değerlendirilmesinde yapılacak olan karşılaştırma, tekniğin bilinen durumundaki referanslar ile buluşun karşılaştırılmasını kapsamaktadır. Burada, referanslarda açıklanan teknik bilgiler ile buluşun istemleri rol oynayacaktır. Karşılaştırmada referansta yer alan açıklamaların FM’nin yeniliğini ortadan kaldırabilmesi için o alandaki uzman kişinin o açıklamayı kullanarak FM’ye ulaşması gerekmektedir. Bu ancak referansın teknik açıklama içermesi ile mümkün olabilir. Öyleyse, üzerinde herhangi bir teknik bilgi barındırmayan belgeler ile yeterli teknik bilgi barındırmayan belgelerin ve de tarihi kesin olarak saptanamayan belgeler ile tarihi saptansa bile içeriği değiştirmeye müsait olan belgeler yenilik değerlendirilmesinde dikkate alınmamalıdır. Bir belgenin yayınlandığı tarih ile belge içeriğinin değiştirilmediği yönündeki ispat yükü, o belgeye delil olarak dayananın üzerindedir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya gelindiğinde, davacı tarafın delil olarak dayandığı delillerden dava konusu FM’nin yeniliğini etkilediği ek raporda belirtilen delil internetten temin edilmiş olan bir video görselidir. Görselden dosyaya yansıyan görüntüde teknik bilgi ve açıklama tespit edilememektedir. İçeriğin yayın tarihinin 07.06.2014 olduğu görselde yazılıdır. Bu tarih FM’nin başvuru tarihi olan 16.06.2014’den önce olmasına rağmen, internetten ulaşılan görselin yayının ilk hali olup olmadığı hususu, davalının bu yöne ilişkin itirazı da bulunmasına rağmen tespit edilmemiştir. Bu husus tespit edilmiş olsa bile, internetten elde edilen görselin dosyadaki görüntüsü teknik açıklama içermemektedir.
Bu durumda, raporun denetlenebilmesi için, internetten temin edilen görselin internet ortamında yayınlanan ilk hali olup olmadığı tespit edilmeden ve varsa teknik yöne ilişkin açıklamalara yönelik görüntülerde indirilip dosyaya konulmadan söz konusu görselin yenilik değerlendirilmesine referans alınması doğru olmamıştır. O nedenle Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, onama yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.