YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21142
KARAR NO : 2012/25413
KARAR TARİHİ : 13.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalıya ödünç olarak vermiş olduğu 2.500,00 TL’nin iade edilmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, daha önce davacı şirkette sigortalı işçi olarak çalıştığını, takip konusu ödemenin, hizmet akdinden kaynaklanan bir ödeme olduğunu, davada görevli mahkemenin de iş mahkemesi olduğunu savunarak, davanın öncelikle görevsizlik, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın, işçi işveren ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle, davada iş mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli … İş Mahkemesine gönderilmesine, HMK.nun 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderinin görevli iş mahkemesince tayinine, 400,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesinde, “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa, bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.”
Aynı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasında, “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerine mahkum eder.”
Aynı maddenin 3. fıkrasında ise, “davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hallerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.” Hükmü mevcuttur.
Öte yandan yine aynı Kanunun “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323. maddesinin 1/ğ bendinde de, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri kapsamında bulunduğu açıkça belirtilmiştir.
Yukarda açıklanan yasa hükümleri değerlendirildiğinde, görevsizlik kararı verilmesi durumunda yargılama giderlerinin görevsizlik kararı veren mahkemece değil, dosyanın gönderildiği mahkemece hükme bağlanacağı, ancak süresi içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebiyle başvurulmaması durumunda, talep üzerine görevsizlik kararı veren mahkemece yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulacağı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda ise, mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331. maddesinin 2. fıkrası gereğince “harç ve yargılama giderlerinin görevli iş mahkemesince tayinine” şeklinde isabetli olarak karar verilmiş olmasına rağmen, aynı Kanunun 323. maddesinin 1/ğ bendine göre, vekalet ücretinin de yargılama giderleri kapsamında olduğu ve görevli mahkemece hükmedilebileceği, ancak az yukarda belirtilen şartların oluşması halinde görevsiz mahkemenin yargılama giderleri kapsamında olan vekalet ücreti ile ilgili hüküm kurabileceği göz ardı edilerek, şartları oluşmadığı halde yazılı şekilde “400,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: 1. bent gereğince, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle, mahkeme kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün, 4. pragrafında bulunan, (Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi 2. kısım 2. bölümü gereğince hesaplanan 400,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine) sözlerinin tümüyle karardan çıkarılarak yerine, (vekalet ücretinin görevli mahkemece tayinine) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.