Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/25720 E. 2020/12462 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25720
KARAR NO : 2020/12462
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 1999-2005 tarihleri arasında sigortasız olarak çalıştığını, askerlik dönüşü 02/02/2005 tarihinde sigortalı olarak tekrar işe başladığını, 12.08.2013 tarihine kadar kesintisiz marangoz ustası olarak çalıştığını, en son net ücretinin 1.650,00.- TL olduğunu, asgari ücret üzerinden sigortaya bildirildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarını istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının ücretinin bordrolarda belirtilmiş olduğunu, tüm işçilik alacağını aldığını, müvekkili işyerini ibra ettiğini, davacının sigortasız çalışmadığını, ücretinin asgari ücret olduğunu, yapmış olduğu mesai ücretlerini aldığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının 02.02.2005-12.08.2013 tarihleri arasında aylık brüt 2.028,00.-TL ücret üzerinden davalı işveren nezdinde çalıştığı, her ne kadar davacı taraf 1999 tarihinden itibaren çalıştığını ileri sürmüş ise de buna ilişkin herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, işyeri kayıtlarının SGK kayıtlarıyla uyumlu olduğu, tanıkların Sosyal Güvenlik Kurumu kaydından önce davalı işyerinde çalışmasının bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığı, her ne kadar davalı taraf asgari ücret üzerinden maaş ödediğini ileri sürmüş ise de davacının işyerinde mobilya ustası olarak çalışmış olması, emsal ücret yazı cevabı, işyerindeki kıdemi, ünvanı ve yapmış olduğu işin mahiyeti nazara alındığında davalı tarafın kayıtlarına itibar edilemeyeceği, yasadaki unsurları taşımadığı için 01.08.2013 tarihli matbu ibranamenin geçersiz olduğu, davalı tanık anlatımlarına göre davacının haklı neden olmaksızın başka bir işyerine geçmek amacıyla işyerinden ayrıldığı, ödenmeyen herhangi bir ücret yada alacağının fesih tarihine kadar bulunmadığı, işyerinden ayrılmasına yönelik iradesinin fesada uğratıldığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla kıdem tazminat talebinin sabit görülmediği, her ne kadar davacı taraf fazla mesai yaptığını ve genel tatil günlerinde çalıştığını ileri sürmüş ise de bu iddiasını ispatlayamadığı, dava dosyası içerisinde bulunan imzalı ücret hesap pusulaları ve banka hesap ekstresi incelendiğinde davacıya düzenli ve sürekli olarak asgari geçim indirimlerinin ödenmiş olduğunun tespit edildiği, bu çerçevede asgari geçim indirimi açıklaması bulunan ay ile bir önceki yada bir sonraki asgari geçim indirimi açıklaması bulunmayan ayda yapılan toplam ödeme miktarının aynı olduğu, bu nedenle asgari geçim indirimi talebinin haklı görülmediği, davacının kıdemi göre hak kazandığı izin süresinden ikrarına göre her hafta için bir gün izin kullandığı tespit edilmekle 56 günlük izin süresinin mahsubu halinde bakiye izin süresinin karşılığının ödendiğinin işveren tarafından yazılı belgelerle kanıtlanamaması nedeniyle izin alacağının da hüküm altına alınacağı gerekçesi ile yıllık izin ücreti talebinin kabulüne, bunun haricindeki taleplerin reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, asgari geçim indirimi alacağı bakımından;
Bilirkişi raporunda, da tespitlendiği üzere dosyada bordrosu mevcut olan dönemlerde banka ödemesi bulunmamaktadır. Banka ödemesi olan ayların ise bordroları dosyada bulunmamaktadır.
Bankadan ödeme olan ayların bazılarında “maaş+agi” açıklaması, bankadan ödemesi olan ayların bazı bazılarında ise sadece “maaş” şeklindeki açıklama banka kayıtlarında yer almaktadır.
“Maaş+agi” açıklamalı banka ödeme miktarları ile sadece “maaş” açıklamalı bankadan ödeme miktarlarının aynı olduğundan hareketle asgari geçim indirimi alacağı talebi mahkeme tarafından reddedilmiştir.
Ancak, banka ödemesi bulunmayan aylarda hesap pusulalarında asgari geçim indirimi tahakkuku bulunmadığından bu aylar bakımından asgari geçim indirimi ödemesi davalı tarafından ispatlanamamıştır.
Hesap pusulası/bordrosu dosyaya sunulmamış olmakla birlikte bankaya ödeme yapılan aylar bakımından; bu aylarda aynı miktarların bazen “agi+maaş” bazen sadece “maaş” açıklaması ile bankaya ödenmesi söz konusudur. Bankaya yapılan bu ödemelerin dönemin asgari ücretine ilaveten asgari geçim indirimi miktarı toplamı olduğu izlenimi doğmakla birlikte davacının ücretinin asgari ücretten yüksek olduğu Mahkeme tarafından tespit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Hesap pusulalarında / bordrolarında asgari geçim indirimi bulunmayan aylar için asgari geçim indirimi hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
Bankaya ödeme yapılan aylar bakımından, bankaya yapılan aylık ödemeler, davacının Mahkeme tarafından tespit edilen ücretine ilaveten asgari geçim indirimi toplamını, her ay için, yani ait olduğu ay için, tamamlıyor ise o ay için asgari geçim indiriminin ödendiği kabul edilmeli, davacının Mahkeme tarafından kabul edilen ücretine ilaveten asgari geçim indirimi miktarı toplamı o ay için bankadan ödenmemiş ise asgari geçim indirimi alacağının o ay için ödenmediği kabul edilerek asgari geçim indirimi alacağı hesaplanmalıdır.
Yukarda açıklanan şekilde asgari geçim indirimi alacağı hesaplanarak hüküm buna göre kurulmalıdır.
Davalının var ise süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı savunmalarının yerinde olup olmadığı da değerlendirilmelidir.
3-Fazla mesai ücreti bakımından;
Davacı tanığı …’in dinlenmemiş olması açık temyiz konusudur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, “davacı tanığı …’in sigortası olmadığını söylediğinden dinlenmediği ama sonradan tanığa kendilerince sorunca 3 ay için sigortaya davalı tarafından bildirildiğini, Mahkeme’de heyecanlandığından öyle söylediğini belirttiği, bunu 22/06/2015 tarihli Uyap’tan gönderilen dilekçe ile Mahkeme’ye belirttikleri, eğer …’in sigorta kaydı getirtilirse davalıda sigortası olduğunun görüleceği, … dinlense idi fazla mesai ücretinin kabul edileceği …” yönünde itirazlar mevcuttur.
Dosyada dinlenen davacı tanığı …’a göre fazla mesai bulunmamakta ise de davacı tarafından, dinlenen davacı tanığı …’un çalıştığı dönem için fazla mesai ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücreti talep edilmemiştir.
Mahkeme tarafından davacı tanığı …’in çalışmalarını gösteren hizmet döküm cetveli ve SGK kayıtları celbedilmeli, davalıda hangi dönemde çalıştığı tespit edilerek bu dönem için …’in tanık sıfatı ile beyanı alınarak fazla mesai ücreti bakımından beyanının neticeye etkisi irdelenmelidir.
4-Kıdem tazminatı talebinin reddedilmiş olması bakımından;
Dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde feshin kim tarafından ne şekilde gerçekleştirildiği hakkında tam bir netlik mevcut değildir.
Dava dilekçesinde, “davacının, işçilik hak ve alacaklarını alamadığından, sigortası gerçek ücret üzerinden yatırılmadığından davalı ile konuştu, davalı hazırladığı kağıdı imzalaması halinde ücretlerinin ödeneceğini söyledi, davacı hiç okumadan imzaladı” yönünde çaıklamalar mevcuttur.
Cevap dilekçesinde, “davacının tüm haklarını alarak işten çıktığı, ibraname verdiği” yönünde açıklamalar mevcuttur
Hizmet döküm cetvelinde priminin asgari ücret olan brüt 1021,50 TL üzerinden ödendiği görülmektedir.
Ayrıca hizmet döküm cetvelinde davacının 12/08/2013 tarihinde davalıdan çıkışından sonra 05/10/2013 tarihinde yeniden işe girdiği görülmektedir.
Ayrılış bildirgesi kod 03, istifa olarak belirtilmekle birlikte istifa dilekçesi dosya kapsamında bulunmamaktadır, sadece yeni Borçlar Kanunu dönemine ait, matbu, geçerliliği bulunmayan bir ibranamede “iş aktinin davacı tarafından sona erdirildiği” yönünde bir açıklama mevcuttur, ancak bu ibranamede dahi “istifa” kelimesi de mevcut değildir.
Her ne kadar bu ibranamenin davacı tarafından irade fesadı ile imzaladığına dair bir sübut yok ise de ibraname olarak zaten geçersizdir ve davacının haklı fesih nedeni en azından ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na düşük bildirilmesi nedeni ile mevcuttur. Davacının fesihten bir süre sonra işe girmesi de kıdem tazminatına kural olarak engel değildir, zira; iş aktini haklı nedenle feshetmeyi düşünen bir işçinin, haklı fesihten önce, yaşamını fesih sonrasında sürdürebilmek için önce bir iş bulması hayatın olağan akışı gereğidir. Kaldı ki eldeki olayda, davacının davalıdan çıkışı ile yeni ir işe girişi arasında uzunca bir aralık mevcuttur.
Tüm bu nedenler ile davacının iş aktini haklı feshettiği anlaşıldığından kıdem tazminatına hükmedilmesi gerekirken kıdem tamzinatı talebinin reddi hatalıdır.
Kıdem tazminatı talebi, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama denetlenerek hüküm altına alınmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,19/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.