YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2470
KARAR NO : 2010/6825
KARAR TARİHİ : 07.06.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, temerrüt nedeniyle tahliye ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece kiralananın tahliyesine, kira alacağının tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalıların davacıya ait meskende kiracı olduğunu, davalının kira borcunu ödemediğini belirterek temerrüt nedeniyle tahliyesini ve birikmiş toplam 490.-TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Davalı kira bedellerini ödediğini iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
1-Borçlar Kanununun 260. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta gözönünde tutulmalıdır. Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir.
Olayımıza gelince; dava temerrüt olgusuna dayalı tahliye istemine ilişkindir. Borçlar Kanununun 260. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için öncelikle yukarıda ilke kararında açıklandığı gibi kiracıya kira paralarının ödenmesi için Borçlar Kanununun 260. maddesinde yazılı yasal şartları taşıyan temerrüt ihtarnamesi gönderilmesi, ihtarnameden sonuç alınamaması üzerine ondan sonra dava açılması gerekirken kiracıya ihtarname gönderilmeden doğrudan tahliye isteminde bulunulamayacağından tahliye isteminin reddi gerekir. Öte yandan dava dilekçesinde kira alacağı ile ilgili bir istek bulunmadığı halde HUMK.’nun 74. maddesi gözardı edilerek kira alacağının tahsiline de karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.