YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21165
KARAR NO : 2012/25218
KARAR TARİHİ : 08.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ecrimisil sözleşmesinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı asil … ve vekili … ile davacı vekili avukat…gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Almanya’da yaşadığı için maliki olduğu 4 katlı ev ve kiracılarla ilgilenemediğini,bu nedenle oğlu olan davalıya evde bulunan 3 adet bağımsız bölümü kiraya vermesi, kiracılarla sözleşme yapması ve kira bedellerini tahsil ederek kendisine göndermesi, çıkan kiracıların yerine yeni kiracılarla sözleşme yapabilmesi için vekaletname verdiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullanarak tahsil ettiği kira bedellerini kendisine ödemediği gibi kiraya verilmesi gereken bir bağımsız bölümde oturduğunu, bu daireyi eşine kiralamış gibi yaparak eşiyle 14.9.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yaptığını,ayrıca eşine ait aracı davalının vekaleten sattığı halde bedelini ödemediğini,zarara uğradığını ileri sürerek, fazlası saklı kalmak üzere toplam 75.000TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 14.09.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin iptali ile 4 nolu bağımsız bölümün tahliyesine ve boş olarak kendisine teslimine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği celsede hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden
başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle,taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların,sıra numarası altında; açık,şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar,tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda, mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda “Davanın rapor ve istemle sınırla kalınmak kaydıyla ekli kararda açıklanacağı üzere 42.610,34 TL üzerinden kabulüne, artan kısmın reddine, tahakkuk tarihinden itibaren kademeli faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine…” şeklinde karar verilmiş, gerekçeli kararda ise kısa karardan farklı olarak “Davanın ecrimisil yönünden rapor ve istemle sınırlı kalınmak kaydıyla kısmen kabulü ile, 01.01.1995-31.12.1995 tarihleri arası toplam 42.610,34TL’nin kademeli faiziyle birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine. Artan kısmın reddine…” şeklinde karar verilmiş,böylece hükmedilen faiz hususunda çelişki ve tereddüt yaratılmıştır.Bu haliyle gerekçeli karar ve kısa karardaki hükmün az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece, az yukarda açıklandığı üzere ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 4.642.30 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 8.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.