YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1895
KARAR NO : 2021/1873
KARAR TARİHİ : 02.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.09.2017 tarih ve 2016/262 E. – 2017/846 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.02.2020 tarih ve 2018/1568 E. – 2020/188 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ile dava dışı … arasında Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilleri …’ın 99 pay, …’ın ise 1 pay şeklinde ortak olduğu Vanessa Bitkisel Sağlık Ürünleri Kozmetik San. Tic. Ltd. Şti.’deki 65.000,00 TL hisse bedeli ve 20.000,00 TL demirbaş bedeli karşılığında …’a satıldığını, sözleşmeye davacıların hisse devir edenler olarak …’ın ise hisse devir alan olarak imza attığını, sözleşmenin 9. maddesi içeriğine göre de davalı … ile dava dışı Süleyman Kaya’nın hisseyi devir alan yönünden müteselsil sorumlu olarak imza attıklarını, sözleşmenin imzalanmasını müteakip devre ilişkin şirket içi yasal prosedürlerin tamamlandığını ve şirket devrine dair ilanın yayınlandığını, müvekkillerinin sözleşme gereği yasal edimlerini yerine getirdiklerini, ancak devir alan …’ın gerek devir esnasında, gerekse devir sonrasında vereceği devir bedelini ve demirbaş bedelini vermediğini, şirketin maliye borçlarını kapatmadığını, SGK borçlarını taksitlendirip ödemediğini, şirketi devralan … ile onun adına müteselsil sorumluluk üstlenen davalı … ve Süleyman Kaya’ya ihtar gönderildiğini, ardından İcra Müdürlüğü’nde bu üç kişi aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının davacılar ve dava dışı kişiler arasında imzalanan Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi’nde hisse satın alan kişiler lehine müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmenin tarafı olduğu, sözleşmenin düzenlendiği tarih dava dilekçesi ve ekindeki belgelerden kesin olarak tespit edilemese de pay devir sözleşmesinin 2014 yılında düzenlendiği ve 6098 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği, kefalet sözleşmesinin şekil şartlarının düzenlendiği TBK’nın 583. maddesi birinci fıkrası gereği; devir sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmede tarih ve yer almadığı gibi, kefalet tarihinin de bulunmadığını, yasanın aradığı kefalete ilişkin müteselsil kefilin bu yöndeki el yazısı ve de sorumlu olunan azami miktarın da belirtilmediği, TBK’nın 584. maddesinin birinci fıkrasının kefilin yazılı rızasını öngördüğü, buna ilişkin herhangi bir belgenin ibraz edilmediği, davalının kefaletinin yasanın aradığı şekil şartlarına haiz olmaması nedeniyle geçerli bir kefalet olmadığı davacıların buna dayalı olarak alacak talep etme haklarının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının “Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi” başlıklı sözleşmedeki teminatının garanti sözleşmesi amacı ile değil, kefalet amacı ile verildiğinden 818 sayılı BK’nın 18/1. (6098 sayılı TBK’nın 19/1.) maddesi gereğince de; davalının bu iradesinin bir kefalet amacına yönelik olduğu, kefalet sözleşmesinin fer’iliği ilkesi gereğince asıl borç geçerli biçimde doğmadığı takdirde kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağı, Türk Ticaret Kanunu’nun Limited Şirketlerde esas sermaye payının geçişi hâllerini düzenleyen 595/1. maddesindeki düzenlemesine göre; limited şirketlerde pay devrine ilişkin sözleşmenin geçerli olabilmesi için tarafların imzalarının noterce onanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu’nun 12/2. maddesine göre de; kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şekli olup öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmayacağından davacı tarafça dayanılan tarihsiz “limited şirket hisse devir sözleşmesi”nde tarafların imzaları noterlikçe onanmadığından sözleşmenin geçersiz ve asıl sözleşme geçersiz olduğundan da fer’i nitelikteki kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağı, mahkemece kefalet sözleşmesinin TBK’nın 583. maddesinde belirtilen şekil şartlarını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğu kabul edilerek hüküm kurulması doğru olmamışsa da sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi değiştirilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, limited şirket hisse devrine ilişkin sözleşmenin noterde düzenlenmiş olup geçerli bulunmasına, tarafların hisse devrinin gerçekleşmediğine yönelik iddia ve savunmalarının bulunmamasına, 6098 sayılı TBK’nın 603. maddesi gereğince gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında diğer sözleşmelere de kefaletin şekline, ehliyete, eşin rızasına ilişkin hükümlerin aynen uygulanacak olmasına ve davacının delil olarak dayandığı sözleşmede her ne kadar davalının imzası mevcut ise de TBK’nın 583. madddesi sıhhat koşulu olarak gösterilen şekil şartlarıyla 584. madde de gösterilen eş rızasının bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 02.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.