YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/9525
KARAR NO : 2020/18734
KARAR TARİHİ : 15.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi’nin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gibi katılmasına karar verilmesi de hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
II-Sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 Sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6455, 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasa’nın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. madde ve fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması ve yine aynı Yasa’nın 3/22. ile 5/2. maddelerinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
Dairemizin farklı tarihlerdeki ilamları ile sanık hakkında kurulan hükümlerin TCK’nun 43.maddesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gerektiğinden bozulduğu ve mahkemece bozma ilamına uyularak anılan dosyaların birleştirilmesine karar verildiği;
Asıl dosyadaki suç tarihinin 27/10/2011, iddianame tarihinin ise 02/01/2012 olduğu, birleşen 2014/722 Esas sayılı dosyanın suç tarihinin 28/10/2011, iddianame tarihinin 02/01/2012 olduğu, birleşen 2014/770 Esas sayılı dosyanın suç tarihinin 02/01/2012, iddianame tarihinin 03/01/2012 olduğu ve bu dosyalardaki eylemlerin kendi aralarında zincirleme kaçakçılık suçunu oluşturduğu,
Birleşen 2014/773 Esas sayılı dosyanın suç tarihinin 04/01/2012, iddianame tarihinin 03/02/2012 olduğu, birleşen 2014/772 Esas sayılı dosyanın suç tarihinin 07/01/2012, iddianame tarihinin 03/02/2012 olduğu, Birleşen 2014/771 Esas sayılı dosyanın suç tarihinin 16/01/2012, iddianame tarihinin 12/02/2012 olduğu, Birleşen 2014/769 Esas sayılı dosyanın suç tarihinin 24/01/2012, iddianame tarihinin 03/04/2012 olduğu ve bu dosyalardaki eylemlerin de kendi aralarında zincirleme kaçakçılık suçunu oluşturduğu cihetle;
02/01/2012 tarihli iddianamenin hukuki kesinti oluşturması sebebiyle birleşen 2014/773, birleşen 2014/772, Birleşen 2014/771, Birleşen 2014/769 Esas sayılı dosyalar ile Asıl 2014/748, Birleşen 2014/722 ve Birleşen 2014/770 Esas sayılı dosyaları arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının ve TCK’nun 43.maddesi uyarınca suç ve iddianame tarihleri itibarıyla 2 ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden tek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 15.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.