Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/32884 E. 2020/17081 K. 26.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32884
KARAR NO : 2020/17081
KARAR TARİHİ : 26.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı taraf nezdinde işçi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra, çalıştığı dönemlerle ilgili olarak, hak etmesine rağmen, iş sözleşmesinden kaynaklanan, bir kısım tazminat ve ücret alacaklarının tarafına ödenmediğini, bu nedenle dava açmak zorunda kaldığını beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, resmi tatil ve ulusal bayram günleri alacağı, asgari geçim indirimi ile yıllık izin ücret alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, davacının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra, çalıştığı dönemlerle ilgili olarak, iş sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmeyen bir kısım tazminat ve ücret alacaklarının bulunmadığını, davacının davasının geçerli bir hukuki nedene dayanmadığını, beyanla davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı …’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mülga 1475 sayılı Yasanın halen yürürlükte olan 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem 10 yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin kanuni düzenlemesi ise aynı Yasanın 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında İş Kanunu’nda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içeriği ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından davacının davalıya ait işyerinde 24/03/2003-07/04/2006 ile 01/10/2006-31/10/2012 tarihleri arasında iki dönem halinde çalıştığı, ilk çalışma dönemi yönünden iş sözleşmesinin askerlik nedeniyle feshedildiği anlaşılmakta olup, bu durum mahkemenin de kabulündedir.
İkinci çalışma dönemi yönünden ise davacı dava dilekçesinde; …-… adi ortaklığının sona ermesi ve adi ortaklığa ait işyerinin kapatılması neticesinde iş sözleşmesinin 31/10/2012 tarihinde haksız şekilde işveren tarafından feshedildiğini ileri sürmüş, davalı … ise cevap dilekçesinde davacının adi ortaklığının sona ermesi sonrası davalı …’nün kurduğu işyerinde çalışmak amacıyla istifa ettiğini savunmuştur. Mahkemece feshin, iş yerinin kapanması nedeni ile haksız ve geçersiz olarak davalı … tarafından yapıldığı kabulü ile dava konusu kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulüne hükmedilmiş ise de davalı işveren …’nin sanık olarak yargılandığı İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/159 esas sayılı dosyası üzerinden görülen davanın, 22/10/2013 tarihli celsesinde davacı …’nun şikayetçi sıfatıyla dinlendiği ve “….Ben 5-6 gün daha sanığın yanında çalışmaya devam ettim ancak huzursuz bir ortam oldu. Sanık, …’nün üzerine yürümüştü. …’ye küfürlü konuşmuştu. Böyle bir ortam beni de etkiler ileride aynı şeylere maruz kalacağımı düşünerek iş yerinde ayrılacağımı söyledim. …’nün işyerinde çalışmaya başladım….” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. Davacının mahkeme huzurundaki bu beyanları kendisini bağlayıcı niteliktedir. Davacının, bu beyanları gözetilerek 01/10/2006-31/10/2012 tarihleri arasındaki çalışma döneminin davalı işveren …’nin savunduğu şekilde işçinin istifası ile sona erdiği kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.Bu nedenle davacının ilk dönem çalışmasında iş sözleşmesinin askerlik nedeniyle feshedildiği dikkate alınarak anılan dönem yönünden dava konusu kıdem tazminatlarının 07/04/2006 fesih tarihindeki ücret üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepen BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26/11/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.