YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27773
KARAR NO : 2020/11618
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davacının davalılardan …’ne ait işyerinde değişen alt işverenler bünyesinde 01.01.2007-14.05.2015 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, alt işverenler değişse de çalışmasının kesintisiz olarak devam ettiğini, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu, davacının en son ücretinin net 1.666.00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yol ve yemek ücreti alacağı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı şirketler, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının Kültür Bakanlığının işçisi olduğunu, 6552 sayılı Kanun gereğince de davacının taleplerinden bakanlığın sorumluluğunun bulunduğunu, davacının ücretinin bordrolarda tahakkuk ettirilen tutar olduğunu, ücretinin tamamının bankadan ödendiğini, yol ve yemek yardımının da ücretin içinde olduğunu, davacının ödenmeyen yol ve yemek ücreti alacağının bulunmadığını, iş sözleşmesinin feshinin haklı bir sebebe dayanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … vekili, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, iş sözleşmesinin davacı tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının yol ve yemek ücretine hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda mahkemece davacının bilirkişi raporunda hesaplanan yol ve yemek ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya 2012 yılının Ocak ayına kadar yol ücreti ödenmediği, bu tarihte davacının son çıplak brüt ücreti 1.259,18 TL iken, 2012 yılının Ocak ayından sonra ise yol ücreti ödenmeye başlandığı ancak bu defa brüt çıplak ücretin 1.179,45 TL’ye düşürüldüğü, böylece önceki yıla ait ücret ile sonraki yıla ait ücret arasındaki farkın yol ücreti gibi gösterildiğini, aslında davacının bu miktarı eksik ücret olarak isteyebileceği, ancak talebin ‘yol ücreti’ olduğu dikkate alınarak yol ücretinin hesaplandığı ifade edilmiştir. Taraflar arasında davacının farklı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında değişen alt işverenler bünyesinde çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. 4857 sayılı İş Kanunun 62. maddesine göre, işçinin ücretinden rızası dışında eksiltme yapılamaz. Dosya kapsamından, davacının değişen alt işverenler bünyesindeki çalışmasının kesintisiz kabul edildiği, alt işverenler arasında işyeri devrine ilişkin kuralların uygulandığı, böylece iş sözleşmesinin tek bir iş sözleşmesi olarak bütünlüğünü koruduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, hizmet alım sözleşmelerinin tarafı olan alt işverenlerin değişmesi yahut hizmet alım sözleşmesine ilişkin sözleşme hükümlerinin değişmesi işçinin ücretinden işçinin rızası dışında indirim yapılması için bir sebep teşkil etmez. Diğer taraftan, işçinin ücretindeki değişikliğin yahut azalmanın her somut olayın şartlarına göre, işçiye ödenen ücret ve diğer ilave ödemelerin tamamı esas alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre işçinin temel ücretinde bir düşme meydana gelse dahi, ücretin ilave olarak yapılan diğer ödemeler ile birlikte değerlendirme yapıldığında işçinin geniş anlamda ücreti önceki ücretinden fazla ise, Kanunun 62. maddesi bağlamında bir eksilmeden söz edilmemelidir. Bu halde işçinin yararlandığı tüm menfaatlerin ayrı ayrı değil, toplanması suretiyle karşılaştırma yapıldığı takdirde sağlıklı bir sonuca ulaşılabilecektir. Somut olayda mahkemece bu yönlerden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, sadece işçinin bir önceki yıla ilişkin son temel ücretinin 1.259,18 TL‘den 1.179,45TL’ye düşürüldüğü, bu aradaki farkın yol ücretine ilişkin olduğu varsayımı ile hüküm kurulmuştur. Ücretteki düşüşün gerçek sebebi araştırılmadan, işverenin işçiye yol ücreti ödemek yahut ödenmiş gibi göstermek için asıl ücreti düşürdüğü varsayımından hareket edilmesi hatalıdır. Dosya kapsamından 01/01/2011-31/12/2011 döneminde bir hizmet alım sözleşmesinin sona erdiği, bir başka hizmet alım sözleşmesinin yürürlüğe girdiği anlaşılmakta ise de, bu sözleşmelere ait şartnameler dosyada mevcut değildir. İşçilere yapılacak yol ve yemek yardımının hizmet alım sözleşmelerinde ne şekilde düzenlendiği hususu, uyuşmazlığın çözümü bakımından önemli bir husustur. Gerek yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uygun bir değerlendirme yapılarak işçinin ücretinde gerçek anlamda bir düşme olup olmadığının belirlenebilmesi, gerekse bu düşmenin ‘yol ücreti’ ile ilgili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması için söz konusu kayıtların dosyaya getirtilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Kabule göre ise, davacının 2011 yılı Aralık ayı ücreti ile Ocak 2012 ücreti arasındaki fark (1.259,18 TL -1.179,45 TL=) 79,73 TL olduğu halde, mahkemece bu döneme ilişkin olarak hüküm altına alınan yol yardımı miktarının 156 TL olduğu tespit edilmektedir. İşveren, işçinin ücretinden rızası dışında indirim yapamaz ise de, taraflar arasında ücretin her yıl arttırılacağına dair bireysel veya toplu iş sözleşmesi hükmü bulunmadığı sürece işcinin ücretine zam yapma zorunluluğu bulunmamaktadır. Somut olayda, böyle bir iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi hükmü olup olmadığı da belirsizdir. Taraflar arasında ücret artışına yönelik bir anlaşma bulunmadığı takdirde, aylık ücretteki düşüş miktarını (somut olayda aylık 79,73 TL) aşacak şekilde yol ücretine hükmedilmesi de yerinde değildir. Hal böyle olunca hükme esas alınan raporda, 2011 yılı ile 2012 yılı arasındaki ücret farkı 79,73 TL iken, 2012 yılı için davacıya aylık 156 TL, 2013 ve 2014 yılları için aylık 182 TL, 2014 yılı için aylık 234 TL yol ücretinin hiç ödenmediği sonucuna varması isabetsizdir.
Belirtilmesi gereken bir diğer husus ise, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ‘yol ücreti’ hesap edildiği halde, mahkemece gerekçesiz olarak ‘yol ve yemek ücreti’ alacağına hükmedilmiş olmasıdır. Hükme esas alınan raporda yemek ücretine yönelik bir hesaplama yer almamakta olup, hüküm fıkrasında hüküm altına alınan alacağın hangi alacak olduğunun açık ve anlaşılabilir şekilde belirtilmemesi hukuka aykırıdır.
3-Davalı Bakanlığın Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesine göre harçtan muaf olduğu anlaşılmakta olup, bu yön gözetilmeksizin karar verilmesi bir başka hatalı yöndür.
Temyiz edilen kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.