Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/32973 E. 2020/16996 K. 26.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32973
KARAR NO : 2020/16996
KARAR TARİHİ : 26.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin … Valiliği İl Özel İdaresine ait merkez … Tabyası onarımı ve çevre düzenlemesi işinde İl Özel İdaresi nezdinde işi ihale ile alan davalı firmada 23.07.2011-08.05.2015 tarihleri arasında restorasyon işi başta olmak üzere, harç karma, tuğla dizme, elektrik ve su tesisatı döşeme, kanalizasyon tesisatı ve bekçilik gibi işlerde çalıştığını, usta yardımcısı olduğunu iş akdinin işveren tarafından haklı nedene dayalı olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik ücret alacaklarına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı, davaya cevap vermemiş ve duruşmalara iştirak etmemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Davacının davalı işveren nezdinde geçen hizmet süresinin belirlenmesi noktasında uyuşmazlık mevcuttur.
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup; bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut olayda; davacı … Valiliği İl Özel İdaresine ait merkez … Tabyası onarımı ve çevre düzenlemesi işinde işi ihale ile alan davalı firma nezdinde 23.07.2011-08.05.2015 tarihleri arasında restorasyon işi başta olmak üzere, harç karma,tuğla dizme, elektrik ve su tesisatı döşeme, kanalizasyon tesisatı ve bekçilik gibi işlerde çalıştığını, iş akdinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini iddia ederek, işçilik tazminat ve ücret alacaklarına hükmedilmesi talebiyle bu davayı açmıştır. Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet dökümü cetvelinde ilk defa işe giriş tarihinin 27.06.2012 olarak görülmesine karşın, davacının 23.07.2011-08.05.2015 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde çalıştığını iddia ettiği ve davacı tanığı … tarafından bu iddianın doğrulandığı gerekçesiyle davacının davalı şirket nezdinde 23.07.2011-08.05.2015 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, anlaşılmaktadır.
Ne var ki ; bu belirlemenin dosya delil durumu ile örtüşmemektedir. Dosyaya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen hizmet döküm cetveli ve işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinde davacının davalı şirket nezdinde 27.06.2012-30.08.2012 ile 27.09.2012-09.11.2012 tarihleri arasında çalıştığı, daha öncesinde hizmet kaydının bulunmadığı, 16.11.2012-02.03.2014 ,22.03.2014-10.12.2014, 15.12.2014-09.01.2015 tarihleri arasında ise dava dışı … Bilgisayar İnş. San Ltd.Şti nezdinde hizmetinin bildirildiği görülmektedir. Davalı şirket tarafından davaya karşı cevap verilmemiş ve duruşmalara iştirak edilmemiş ise de temyiz dilekçesinde; davacının çalışmalarının geçtiği belirtilen … … Tabyası Onarımı ve Çevre düzenlemesi işinde dava dışı … Bilgisayar İnş. San Ltd.Şti firmasının asıl yüklenici olduğu, davalı … Restorasyon Ltd.Şti firmasının ise hafriyat taşınması, şantiye kurulumu sıva sökümü konularında 11.06.2012-24.01.2013 tarihlerinde söz konusu şantiyede alt yüklenici olarak iş yaptığı, davacının davalı firmalarında hiç çalışmadığı ileri sürülmüştür.
Mahkeme tarafından davacının hizmet süresinin yeterli araştırma yapılmaksızın, Sosyal Güvenlik Kurumu Kayıtlarıyla çelişkili ve bilirkişi raporundaki somut dayanağı olmayan değerlendirmelere göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının davalı şirket nezdinde geçen hizmet süresinin sağlıklı ve usulüne uygun biçimde tespit edilebilmesi açısından; … Valiliği İl Özel İdaresine ait merkez … Tabyası onarımı ve çevre düzenlemesi işine ilişkin ihale ve alt yüklenicilerle yapılan sözleşme belgeleri dosyaya getirtilerek, dava dışı … Bilgisayar İnş. San Ltd. Şti ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin açıklığa kavuşturulması ve davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında görünen hizmetlerinin geçtiği işvereninin davalı şirket olup olmadığının belirlenmesi suretiyle, davaya konu talepler hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde verilen karar hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.