Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/6165 E. 2020/7533 K. 21.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6165
KARAR NO : 2020/7533
KARAR TARİHİ : 21.12.2020

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 22/10/2020 tarih ve 2020/14124 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/11/2020 tarih ve KYB-2020/100956 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Kanun’un 204/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/05/2018 tarihli ve 2016/422 esas, 2018/241 sayılı kararının “soruşturma aşamasında İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim edilen uzmanlık raporunda “tescil plakalarının resmiyet kazanması için gerekli olan soğuk mühür izlerinin incelemeye konu plakada yer almadığından bahisle tescil plakalarının sahte olduğu” tespit edilmiş olup, İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde de sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit görüldüğü gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 13/02/2020 tarihli ve 2019/6844 esas, 2020/1321 karar sayılı ilâmında yer alan “..sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği cihetle; suç tarihinden önce yürürlükte bulunan 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 30. maddesine göre; tescil plakalarında, işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürlerinin bulunmasının, anılan maddede 09.09.2011 gün ve 28049 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 3. maddesiyle yapılan değişiklikle de bu tarihten itibaren yalnızca plaka basım işini gerçekleştiren kuruluşun mührünün bulunmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı; suça konu olup, aslı dosya içerisinde bulunan tescil plakası üzerinde heyet olarak yapılan incelemede, tescil plakalarının resmiyet kazanması için gerekli olan plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşa (TŞOF) ait basılı bulunması gereken soğuk mühür izlerinin bulunmadığı, mevcut haliyle yapılan sahteciliğin ilk bakışta fark edilebildiği ve belgenin aldatıcı niteliğinin bulunmadığı cihetle, yasal unsurları itibarıyla oluşmayan “resmi belgede sahtecilik” suçundan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi; yasaya aykırı…BOZULMASINA” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olay kapsamında dosya içerisinde yer alan adli emanette kayıtlı plaka üzerinde bulunması gereken soğuk mühür izinin bulunmadığı, bu halde sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurları oluşmadığından bahisle beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü‘nün 17/08/2015 tarihli uzmanlık raporunda, plakalarda soğuk mühür izinin bulunmadığının belirtilmesi; 08/11/2016 tarihli duruşmada yapılan Mahkeme gözleminde, herhangi bir mühür izinden bahsedilmemesi ve dosyada mevcut her iki plaka üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, 09/09/2011 tarihinden sonra tescil plakalarının resmiyet kazanması için gerekli olan plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşa (TŞOF) ait soğuk mühür izlerinin olmadığı, mevcut haliyle yapılan sahteciliğin ilk bakışta fark edilebildiği ve aldatma niteliğinin bulunmadığının belirlenmesi karşısında, “resmi belgede sahtecilik“ suçunun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmakla; ihbarnamedeki kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10/05/2018 tarihli 2016/422 Esas ve 2018/241 Karar sayılı kararının CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca karar verilmesi mümkün görüldüğünden, yüklenen suç unsurları itibarıyla oluşmadığından sanığın BERAATİNE, cezanın çektirilmemesine, sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 21/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.