Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/3817 E. 2013/20025 K. 08.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3817
KARAR NO : 2013/20025
KARAR TARİHİ : 08.11.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2011 tarih ve 2009/423-2011/581 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı birleşen davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı … mirasçıları … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili ile davalılardan …’in diğer davalı şirketin ortağı olduklarını, şirketin her türlü mali işlemlerinin davalı ortak tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin kardeşi olan davalıya güvendiğini ve şirket ile ilgili tasarrufta bulunmasına itiraz etmediğini, bu tasarrufları kontrol etme gereği de duymadığını, ancak 2008 yılı sonunda bir işlem için bankaya gittiğinde şirket adına krediler alındığını ve alınan kredilerin davalının eşinin hesabına yatırıldığını öğrendiğini, şirket hesaplarını incelemek istediğinde davalının buna engel olduğunu, müvekkilinin uzun süredir şirkete gidemediğini, mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitten şirket mallarının olması gerekenden çok az olduğunun ve şirket malları üzerinde davalının kötü tasarrufta bulunduğunun anlaşıldığını, halbuki davalı şirketin sürekli kar ettiğini ve borçlanmasına gerek bulunmadığını, davalı şirketin uzun süredir kar payı dağıtmadığını, bu aşamada şirketi devam ettirmenin fiilen ve hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek, davalı şirketin feshine, davalının yaptığı usulsüz harcamaların ve ödenmeyen kar payının davalının kendi tasfiye payından düşülerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada davacı vekili, davalı ortağın uzun süredir şirket işleri ile ilgilenmediğini, tüm işlerin müvekkilince yürütüldüğünü, aynı zamanda şirketi temsil yetkisi de bulunan davalının şirket aleyhine birçok tasarrufta bulunarak şirketi ekonomik yönden zarara uğrattığını, satmış olduğu şirkete ait menkul ve gayrimenkullerin bedellerini şirkete intikal ettirmediğini ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, asıl davacının şirketi zarara uğrattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iki ortaklı davalı şirketin ortaklarından birinin ortaklıktan çıkarılması halinde varlığını devam ettirmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle ortaklıktan çıkarılma istemine ilişkin birleşen davanın şirketin feshi istemine yönelik olduğunun kabul edildiği, kardeş olan şirket ortakları arasındaki güven unsurunun zedelendiği, şirketin feshi için haklı bir neden bulunduğunun kanıtlandığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulü ile davalı şirketin feshine karar verilmiştir.
Kararı, davalı birleşen davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı birleşen davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı birleşen davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı birleşen davada davacı …’den alınarak asıl davada davacı …’e verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 27,45 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.