YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/31846
KARAR NO : 2020/16625
KARAR TARİHİ : 24.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmiş ve davalı … Teknik Grup-… Teknik ve Sosyal Hizmetler Turizm Dağıtım Organizasyon Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.03.2013- 15.10.2014 tarihine kadar belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, askere gideceğinden dolayı iş akdini İstanbul 9.Noterliği 13.10.2014 tarihli ve 11813 yevmiye no’lu ihtar ve asker sevk belgesi ile haklı nedenle feshettiğini, mutfak kısmında çalıştığını, çalışma saatlerinin 07:30-16:45 olduğunu, kış aylarında 07:45-17:00 arası çalıştığını, bazı günler 21:00-22:00-23:00 gibi geç saatlere kadar çalıştığını, cumartesi çalışması olacak ise cuma normal çalışma saatine tabi olduğunu, cumartesi çalışması olmaması halinde ise cuma 19:30’dan önce işten çıkmadığını, cumartesi çalışmasının ortalama ayda iki defa olduğunu, pazar çalışması olmadığını, yapılan fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, davacı sürekli çalışmış olmasına rağmen işe giriş çıkışlarının yapıldığını, net 1.380,00 TL ücret aldığını, öğle yemeğinin işveren tarafından verildiğini, yol ücreti hususunda anlaşıldığını ancak ödenmediğini, asgari geçim indirimi ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, asgari geçim indirimi ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … Teknik Grup-… Teknik ve Sosyal Hizmetler Tur. Dağıtım Organizasyon Tic. Ltd. Şti vekili; 6552 sayılı torba Yasa ile taşeron işçilerinin işçilik hak ve alacakları konusunda birçok değişiklik yapılmış olmasına rağmen davacının taleplerinin bu hususlar dikkate alınmadan hazırlandığını, 6552 (3) nolu maddesi ile idarelerin taşeron firmaların işçilerin ücretlerinin ödenip ödenmediğini kontrol ederek ve varsa ödemeyen ücretleri taşeron firmaların hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlü tutulduğunu, madde 6 uyarınca izin sürelerinin işçilerin daha önceki çalışmaları dikkate alınarak hesaplanacağını ve idarenin izinlerin kullanıp/kullanılmadığını kontrol ile sorumlu olduğunu, kıdem tazminat sorumluluğunun idareye yüklenmiş olduğunu, bu nedenle Şirketleri yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davalı Şirketin alacakların ödenmesinden sorumlu olmadığını, davacının ihale makamının işçisi olduğunu, davacı ile taşeron şirketler arasındaki sözleşmenin muvazaaya dayandığını, davacının puantaj kayıtları uyarınca fazla mesai yapmadığını, her ihale döneminde işe giriş çıkışının tekraren yapılıyor olmasının kamu ihale mevzuatı kapsamında bir zorunluluktan kaynaklandığını, davacının işbu durumu bilerek ve kabul ederek işe devam ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü vekili; Bakanlığa karşı dava yöneltilemeyeceğini, davacı ile Genel Müdürlük arasında hizmet akdi sözleşmesi olmadığını, davalı ve diğer dava dışı yüklenici firmaların alacaklardan sorumlu olduğunu, ücret vs ödemelerin ihale yapılmak suretiyle yüklenici şirketler tarafından yapıldığını, davacının 2013 yılı diğer davalı Şirket ve 2014 yılı Kent Sosyal-… Teknik İş Ortaklığı bünyesinde çalıştığından davaya dahil edilmesini, davalı Bakanlığın ihale makamı konumunda olduğunu, asıl işveren olmadığını, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının kendisinin iş akdini sonlandırdığından tazminat talebinde bulunamayacağını, faiz başlangıç tarihi ve faiz miktarına da itiraz edildiğini, asgari geçim indirimi için vergi indirimine esas belgelerin işverene verilmiş olması gerektiğini, davacının asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak işçinin muvazzaf askerlik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için feshin askerlik nedenine dayanması gerekmekte olup, işçinin muvazzaf askerlik celp döneminden makul bir süre önce ayrılması da yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca mümkün olduğu, işçinin muvazzaf askerlik sebebiyle iş sözleşmesini feshinde ihbar öneli tanınmasına da gerek bulunmadığı, davacının Kasım 2015 de askere gitmesi nedeniyle 15.10.2015 tarihinde iş akdini sona erdirdiği dikkate alınarak iş akdinin muvazzaf askerlik nedeniyle sona erdirdiğinin kabulü ile davacının kıdem tazminatına hak kazandığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacıya asgari geçim indirimi ödenip ödenmediği hususu uyuşmazlık konusudur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde, “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddî veya hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” kuralına yer verilmiştir. Bu kapsamda taraf dilekçesinde vakıadan bahsetmiş, bazı açıklamalarda bulunmuş olabilir. Ancak bu vakıalar, açıklamalar ve bulunulan talepler açık olmayabilir. Hakimin önüne gelen uyuşmazlığı çözmesi ve doğru karar verebilmesi için, tarafların ne dediklerini tam olarak öğrenip bilmesi gerekir. İddia ve savunmanın belirsiz veya çelişkili olması durumunda hâkime verilen bu yetki, hâkim (mahkeme) bakımından aynı zamanda bir ödevdir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde aynen “müvekkilin kendisine hiçbir şekilde asgari geçim indirimi ödenmemiştir.” açıklamasıyla asgari geçim indirimi alacağını talep etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan 04.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda, dosyaya mübrez 2014/Ekim ve 2013/Mart bordrolarındaki tahakkuklar dışlanarak asgari geçim indirimi hesaplanmış ise de; bilahare davalıların bu rapora karşı itirazları üzerine alınan ek raporda ise, ilk rapordan sonra sunulan bordroların incelenmesi ve davacının bordro ücretlerinin ödenmediği iddiasının bulunmaması karşısında bordro tahakkukları dikkate alındığında asgari geçim indirimi alacağının bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Buna karşın Mahkemenin aynı bilirkişiden alınan ve asgari geçim indirimi yönünden farklı tespitleri içeren hesap raporlarına rağmen bu olguyu aydınlatacak bir araştırma yapmadan veya gerekçeye yer verilmeden bu alacağın kabulü yerinde değildir.
Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş; bordro tahakkuklarının davacıdan sorulması ve gerekirse banka kayıtlarının da celbiyle uyuşmazlığın çözülmesi ile temyiz denetimini mümkün kılan bir gerekçeyle sonuca gidilmesinden ibarettir.
Netice itibariyle; hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğün gözetilmeden eksik araştırma ve yeterli olmayan bir gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 24.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.