Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2799 E. 2021/1355 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2799
KARAR NO : 2021/1355
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.05.2017 tarih ve 2016/897 E- 2017/312 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.04.2019 tarih ve 2017/5330 E- 2019/819 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı TMSF vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin babasının 07.07.2000 tarihinde Ulusal Bank T.A.Ş. nezdinde 3 aya vadeli 27.558.- USD tutarlı bir hesap açtırdığını, hesabın çeşitli devirler ve hisse devirleri sonunda davalı Banka’ya geçtiğinin bildirildiğini, hesap sahibinin vefatı üzerine müvekkilinin tüm mirasçıları temsil etmek üzere görevlendirildiğini, 29.300,20 USD’ye baliğ olan mevduat ödenmeyince tahsili için davalılar aleyhine başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zamanaşımına uğrayan alacakların ilan ve tebliği ile ilgili hükümlerin davalı banka tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, banka tarafından yapılması gereken işlemlerin yerine getirilip getirilmemesi, usulsüzlük yapılıp yapılmadığı hususlarında müvekkilinin bilgisi ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Banka vekili, son olarak Kent Bank A.Ş.’nin devri ile dava konusu hesabın da müvekkiline geçtiğini, bu hesaptaki son işlem üzerinde 10 yıldan fazla süre ile işlem yapılmadığından hak sahibine de ulaşılamaması nedeniyle ilanları müteakip mevduatın Fon’a devredildiğini, dava konusu tutarın TMSF nezdinde ve tasarrufunda bulunduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davada ve takipte miras yoluyla terekeye dahil olduğu iddia edilen banka mevduat hesabında bulunan paranın tahsili konusunda ortaklardan (mirasçılardan) sadece biri tarafından takip yapılıp dava açıldığı, davacının tereke adına değil kendi miras hakkına dayalı talepte bulunduğu, bu durumda mirasçının (davacının) açtığı davanın görülebilmesi için diğer mirasçıların da davaya katılmasının sağlanması veya terekeye temsilci tayin ettirmesi için davacıya uygun bir süre vermesine de gerek olmadığı gerekçesiyle TMK’nın 640/2, HMK’nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının babasının vefat ettiği, davacı dışında başka mirasçıların da bulunduğu, miras Türkiye’de bulunduğundan iktisabı ve taksimine ilişkin olarak Türk Kanunlarının uygulanacağı, mirasın elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, tüm mirasçılar tarafından tasarruf edilebileceği, davacı tarafça mirasçıların muvaffakatının sağlanabileceği ileri sürülmüş ise de davacının icra takibini tek başına yaptığı, eksikliğin sonradan giderilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davalı TMSF’ye devredilen mevduatın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin mirasın elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, terekeye dahil bir alacağın mirasçılardan biri tarafından tek başına istenemeyeceği yönündeki genel gerekçeleri doğru ise de, yabancı uyruklu davacının icra takibinde dayanak gösterdiğini 09.03.2015 tarihli TMSF yazısı da dikkate alındığında icra takibinin davacı adına değil murisin terekesi adına yapıldığının kabulü gerekir. Davacının mahkemeye ibraz ettiği Libya Devleti Jabal Ahdar Noterliği’nin 25 Ramazan 1435/ 23.07.2014 tarihli vekaletnamesi de İcra Takip tarihi olan 20.11.2015 tarihinden önce düzenlenmiştir. Anılan vekaletnamede murisin davacı dışındaki diğer mirasçıları …, …, …, …, …,… ve …’ın davacıyı, murisin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Ulusal Bank’ta sahip olduğu 340-129-2 nolu hesabından para çekmeye ve “konuyla ilgili en geniş yetkiye sahip olmaya” mezun ve yetkili olmak üzere vekil tayin ettiği anlaşılmaktadır. Davacıya verilen bu yetkinin konunun yabancılık unsuru da dikkate alındığında Türk Hukukunda mirasçılardan birinin tereke adına takip yapmasına ve itirazın iptali davası açmasına muvafakat verildiği yönünde değerlendirilmesi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.