YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13219
KARAR NO : 2021/1921
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Kemaliye Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kemaliye Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.04.2017 tarihli ve 2016/95 Esas, 2017/9 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak, davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları esnasında, hiçbir ilgi ve alakası olmayan davalı adına yanlışlıkla tespit edilerek tescil edildiğini, 20 yıldan daha fazla bir süreden beri müvekkilinin fiilen ve hukuken zilyet olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesince istinaf talebi kabul edilmiş ve mahkeme kararı ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespiti öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir .
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 5 parsel sayılı, bahçe nitelikli, 3489 metrekare alanlı taşınmaza davalının 11.01.2008 tarihinde tesis kadastrosu ile tam malik olduğu, alınan bilirkişi raporunda davacının inşaa ettirdiğini iddia ettiği muhdesatların yaşının tespit edilmemiş olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davacı yanın sahiplenmek kastı ile hareket ettiğinin sabit olmadığı, bu parsel üzerine dosyadaki raporda görüldüğü şekilde sacdan ahır yapılmasının ve tuğladan bina yapılmasının sahiplenme kastını göstermeyeceği gerekçesiyle Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği sabittir.
Somut olayda, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm tesis etmeye yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır . Mahkemece taşınmazın kadastro tespit tarihinden 20-30 yıl öncesini gösterir şekilde hava fotoğrafları temin edilerek, muhdesatların yaşı da hükme elverişli bilirkişi raporuyla tespit edilerek, tanık ve yerel bilirkişi beyanlarıyla muhdesatların kim tarafından, ne zaman, ne şekilde inşa edildiği, taşınmazın kimden kime kaldığı, ne zamandan beri, kim tarafından ne şekilde, kullanıldığı, davacı lehine kazanma süresi ve koşullarının tespit tarihine kadar gerçekleşip gerçekleşmediği tereddüte yer bulamayacak şekilde tespit edilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle ve eksik araştırmayla yetinilerek karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca bu sebepten dolayı BOZULMASINA, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.