YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/697
KARAR NO : 2021/1897
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
Tapuya Tescil Ve Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve müdahil tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edenin asıl dava dilekçesinde sınırları 23 sıra sayılı eski tapuda belirtilen taşınmazın malikinin mirasçısı olduğunu, vekil edeninin malik sıfatıyla taşınmaza zilyet olduğunu, eski tapuda taşınmazın fiilen kullanım alanı fazla olmasına rağmen eksik yazıldığını belirterek, yaklaşık 40 dönüm yerin vekil edeni adına tesciline karar verilmesini; birleşen dava dilekçesinde de, davalılar tarafından dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahale talep eden …, davacının kardeşi olduğunu, taşınmazda mirasçı olarak hak sahibi olduğunu belirterek, taşınmazın davacı ve kendi adına tescilini ve taraflarına teslimini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dosyada davalı … ve …, davacının bahsettiği tapuda kendilerinin de hak sahibi olduğunu, hakları kadar yeri kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve müdahil talep eden vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır (HMK mad. 114).
Somut olayda, davacı tarafından 23 sıra sayılı eski tapu maliki … oğlu … olduğu belirtilerek …’nın mirasçılarını gösterir Manavgat Sulh Hukuk Mahkememesinin 1974/823 E., 1974/482 K. sayılı hasımsız veraset belgesinin dosya kapsamına sunulduğu, iş bu veraset belgesinin iptali için açılan Manavgat Sulh Hukuk Mahkememesinin 2012/736 E., 2013/291 K. sayılı dava dosyasında verilen görevsizlik kararının 15.07.2013 tarihinde kesinleştiği, bu aşamadan sonra yargılamanın devam edip etmediği anlaşılamamaktadır. Tüm bu açıklamalar göre, davacının 23 sıra sayılı eski tapu malikinin mirasçısı olduğu tereddütsüz olarak belirlenememektedir. O halde, Mahkemece, davacı vekiline 23 sıra sayılı eski tapu maliki … oğlu …’nın Hazine hasım gösterilmek suretiyle mirasçıların tespiti için dava açmaları için süre ve imkan verilmesine, sonucuna göre davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığının belirlenerek karar verilmesi gerekir.
Diğer yandan, TMK’nin 713/3. maddesi uyarınca tescil davalarında husumetin yasal hasım konumunda olan Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliğine birlikte yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda; dava konusu yer Manavgat belediye sınırları içinde bulunması nedeniyle Hazine yanında, ilgili belediye tüzel kişiliğine de husumet yöneltilmesi zorunludur. Ayrıca, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca Antalya ilinin mülki sınırları Büyükşehir Belediyesi sınırı olarak belirlendiği halde, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı da davaya dahil edilmemiştir. Taraf teşkili dava şartlarından olup, bu şart sağlanmadan davanın esasına girilemez. Hal böyle olunca, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve … davaya dahil edilmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekili ve müdahale talep eden vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekili ve müdahale talep eden vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 04.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi