Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4926 E. 2021/1747 K. 25.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4926
KARAR NO : 2021/1747
KARAR TARİHİ : 25.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUKDAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.10.2016 tarih ve 2013/569 E. – 2016/640 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.11.2018 tarih ve 2017/1926 E. – 2018/1869 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2021 günü hazır bulunan davacı şirket yetkilisi … ile vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen 04.07.2011 tarihli sözleşme ile davalıdan iş makineleri satın aldığını, davalının sözleşme ile esas edime yakın nitelikte yan borç olarak yedek parça tedariki yapmayı ve servis hizmeti vermeyi de taahhüt etiğini, ancak daha sonra yedek parça tedariki ve servis hizmeti yapamayacağını bildirdiğini, davalının bu tutumunun sözleşmede sayılan mücbir sebepler kapsamına girmediğini, davalının ihtarla edimini ifaya davet edildiğini, yedek parça tedariki ve servis hizmeti verme edimlerinin ifa edilmediğini, bunun satılanı ayıplı hale getirdiğini, satış bedeli, 80.000USD montaj masrafı ve üretim kaybı zararlarının doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmeden dönmelerinin haklı olduğunun tespitine, satılanın masrafı davalıya ait olmak üzere sökülerek davalı tarafından geri alınmasına, şimdilik 10.000 EURO’ nun dava tarihinden itibaren en yüksek döviz mevduatı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 03.04.2014 tarihli dilekçesiyle; talebin sözleşmeden dönülerek 238.000 EURO satış bedelinin iadesi isteğine ilişkin olduğunu belirterek eksik harcı tamamlamıştır.
Davalı vekili; davalı ile davacı arasında iş makinesi satışı sözleşmesi gereği makinelerin teslim edildiğini, makinenin işletmeye alındığı zaman çalışır ve ayıpsız nitelikte olduğunu, zaten davacının da böyle bir iddiasının bulunmadığını, davalının sözleşme gereği yurt dışına çıkarılan mallara karşı yedek parça ve servis hizmeti verme yükümlülüğünün bulunmadığını, Sudan’a götürülen makinelere zaten uygulanan ekonomik yaptırımlar nedeniyle yedek parça temin edemeyeceğini servis hizmeti de veremeyeceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının yedek parça ve servis sağlama edimi konusunda sözleşme hükmü olmadığı, yedek parça alımına ilişkin sözleşme öncesi iletişim ve görüşmelerin sözleşmeye dahil edilmemiş olması itibariyle bu iletişim ve görüşmelere bağlı olarak davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmeye dahil olmayan “satılana yedek parça sağlanma ve servis hizmeti verilmesi” edimlerinin yerine getirilmediğinden bahisle satılanın ayıplı olduğunun ve sözleşmeden dönülmesinin haklı olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen garanti süresinin de dolmuş olduğu, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun gerekçeli, denetime elverişli ve somut olayın özelliklerine uygun olması, dava konusu iş makinelerinin halen davacı alıcıda olması ve taraflar arasında yedek parça ve servis sağlamaya dair sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığı da dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.