YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9332
KARAR NO : 2013/11112
KARAR TARİHİ : 09.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.07.2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … … ve diğerlerinin vekili tarafından istenmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, satış yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … … ve diğerlerinin vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nun “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere;
“Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında yerilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.”
Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince;
“Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
“Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de;
“Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Temyiz edilen gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olduğu görülmüştür.
10.04.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili
bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince;
07.03.2013 günlü kısa kararda dava konusu 453, 517, 518, 869, 873 ve 1053 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının birinci bendinde 517, 518, 86, 483, 873 ve 1052 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Bu itibarla gerekçeli karar ile tefhim edilen hüküm sonucunun çelişkili olması nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; dava konusu taşınmazların … Mahallesinde kain olduğu anlaşılmasına rağmen … Köyünde kain olduğunun belirtilmiş olması infazda tereddüt doğuracağından doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; davalı … … ve diğerlerinin vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 09.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.