Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/830 E. 2021/2338 K. 16.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/830
KARAR NO : 2021/2338
KARAR TARİHİ : 16.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazlardan 177, 178 ve 402 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki muhtelif sayı ve türdeki ağaçlar ile yapıların vekil edeni … tarafından, 160 parsel üzerindeki yapı ve ağaçların vekil edeni … ve yine 405 ve 406 parsel üzerindeki yapı ve ağaçların vekil edeni … tarafından yapıldığını, her türlü emek ve masrafın vekil edenlerince karşılandığını belirterek, dava konusu muhdesatların vekil edenleri adına tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir
Mahkemece, ilk hükümle, davanın kısmen kabulü ile 177, 178 ve 402 parseller üzerinde bulunan muhtelif sayıdaki ağaçlar ile 177 ve 178 parseller üzerinde bulunan binanın davacı … tarafından yapıldığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacılar … ve …’in açmış oldukları davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekilince temyiz edilmesine üzerine, Dairemizin 26.04.2017 tarihli ve 2015/4637 Esas 2017/6319 Karar sayılı ilamı ile, 402 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 21.10.2014 tarihinde sunulan fen bilirkişisi … tarafından düzenlenen rapor ve ekindeki krokiye göre yapının bir bölümünün (kırmızı boyalı) 402 parsel içinde kaldığı, kalan bölümünün 402 parsel dışında kalmasının yapıya ilişkin talebin tamamen reddini haklı göstermeyeceği dosya içeriğine, toplanan delillere, tanıkların beyanlarına göre belirtilen krokide kırmızı ile boyalı olup 402 parsel içinde kalan 55.94 m2’lik kısmın davacılardan … tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği, ayrıca davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi davanın kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlanmasına rağmen davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemesince bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile, dava konusu taşınmazlardan 177 parsel üzerinde bulunan 2 adet kayısı ağacı, 1 adet incir ağacı ve 2 adet bağın, 178 parsel üzerinde bulunan 1 adet dut ağacı, 1 adet incir ağacı, 1 adet kayısı ağacının, 402 parsel üzerinde bulunan 10 adet zeytin ağacı, 1 adet dut ağacının, 177 ve 178 parsel üzerinde bulunan fen bilirkişisi …’in 21.10.2014 havale tarihli raporu ve eki krokisinde kırmızı ve yeşil renk ile gösterilen 184,01 m²’lik binanın, fen bilirkişisi …’in 21/10/2014 havale tarihli raporu ve eki krokisinde kırmızı, yeşil, mavi ve kahverengi renk ile gösterilen binanın 402 parsel üzerinde bulunan 55,94 m²’lik kısmının davacı …’e aidiyetinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı … ve …’in davalarının hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi hükmünde, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklandığından, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu olgu gözönüne alındığında kural olarak ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhdesatın mülkiyetinin tespiti dava edilemeyeceği gibi, mahkemelerce de muhdesatın taşınmazın arzına malik olanlar dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez.
Bu durumda, taşınmazlar üzerindeki muhdesatların davacı tarafında yapıldığının tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, Mahkemece muhdesatların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ne var ki; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 1.bendinin HUMK’un 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme hükmünün 1. fıkrasındaki ”…. davacı …’e aidiyetinin tespitine….” ifadelerinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerine “….davacı … tarafından meydana getirildiğinin tespitine….” ifadelerinin yazılmasına 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.