YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3733
KARAR NO : 2021/3335
KARAR TARİHİ : 06.04.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.03.2019 tarih ve 2016/618-2019/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket yetkilisi, davalı tarafından davacı şirket aleyhine 24.884.- TL bedelli bonoya dayalı olarak Gediz İcra Müdürlüğü’nün 2013/1445 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu edilen belgenin incelenmesinde senet lehtarının ve senet borçlusunun aynı kişi olup, davacı şirket yetkilisi … tarafından imzalanmış olduğunu, lehtar ile keşidecinin aynı kişi olması nedeniyle bu belgenin bono vasfında olmadığı gibi, adi senet niteliğinin dahi bulunmadığını, ayrıca lehtar tarafından davalıya yapılmış bir cironun dolayısıyla bir temlik işleminin de olmadığını, davalının alacaklı sıfatının bulunmadığını ileri sürerek, bononun konu edildiği icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yasal süresinde açılmadığını, bono ile ilgili geçersizlik iddialarının doğru olmadığını, bononun unsurlarının tam ve geçerli olduğunu, bir an için bononun geçerli olmadığı düşünülse dahi bu bonoya istinaden ilamsız takip yaptıklarını, en azından yazılı delil başlangıcı olduğunu, davacının imzasını inkar etmediğini, takibe itiraz da edilmediğini, davacı tarafından kötüniyetle bonodaki alacaklı ile borçlu hanelerinin aynı kişi adına bilerek doldurulmuş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, zira matbu bono şeklinde bastırıldığını, davacının davalıya daha fazla borcu bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın, ilamsız icra takibine dayalı menfi tespit davası olduğu, davacının, aleyhine başlatılan icra takibinde dava konusu belgenin senet mahiyetinde olmadığını iddia ettiği, icra takibine konu senette alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmiş olması nedeniyle kambiyo senedi mahiyeti kalmadığı, ayrıca yazılı delil başlangıcı da sayılamayacağı, ancak davacının, 08.10.2014 havale tarihli dilekçesinde borçlu olduğunu kabul ederek, ödemelerinden ve mal iadelerinden sonra 5.187.- TL borcu kaldığını bildirdiği, bu durumda, ilamsız icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ispat yükü alacaklıda olmasına rağmen, borçlu davacının ispat yükünü üzerine aldığı, ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davacının davalıya 1.086,89 TL borcu bulunduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu, ancak davacının 08.10.2014 havale tarihli dilekçesi ile 5.187.- TL borcu olduğunu kabul ettiğinden davanın kısmen kabulüne, Gediz İcra Müdürlüğü’nün 2013/1455 Esas sayılı dosyasında takibe dayanak olan 27.04.2013 tanzim tarihli senetten dolayı davacının davalıya 5.187.- TL borcu olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve temyiz edenin sıfatına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 265,74 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.