YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1560
KARAR NO : 2021/2766
KARAR TARİHİ : 25.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacının davalı …’a karşı açmış olduğu davasının husumet yokluğundan reddine, davacı … tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine, dava konusu edilen taşınmazın yeni maliki …’in, davalı …’a karşı açmış olduğu elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulü ile davalı …’ın davacıya ait 420 parsel sayılı taşınmaza yapmış olduğu, fen bilirkişisi …’in 30.09.2014 tarihli rapor ekindeki krokisinde C1 ile gösterilen 53,58 metrekarelik müdahalesinin önlenmesi ile müdahale edilen C1 ile gösterilen kısmın yıkımına; davalının temliken tescil talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin 420 parselde kayıtlı taşınmazın kayden maliki olduğunu, davalılardan …’ın ise 419 parselin maliki olduğunu, davalı …’ın davalı …’a ait 419 parsel içine ve …’e ait 420 parselin 25-30 metrekarelik bir kısmına bina yapmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu, davalı …’ın kendisine ait 419 parselin 250 metrekaresini davalı …’a haricen sattığını ve teslim ettiğini, …’ın kaçak olarak inşaat yaptığını ileri sürerek müdahalenin men’i ile muhdesatın kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, fiili kullanımla kadastro sınırının birbirine uymadığını, davacının ev yapılırken sınırları gösterdiğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, taşkın yapının davalı … adına temliken tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı …’a karşı açmış olduğu davasının husumet yokluğundan reddine, davacı … tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine, dava konusu edilen taşınmazın yeni maliki …’in, davalı …’a karşı açmış olduğu elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulü ile davalı …’ın davacıya ait 420 parsel sayılı taşınmaza yapmış olduğu, fen bilirkişisi …’in 30.09.2014 tarihli rapor ekindeki krokisinde C1 ile gösterilen 53,58 metrekarelik müdahalesinin önlenmesi ile müdahale edilen C1 harfiyle gösterilen kısmın yıkımına; davalının temliken tescil talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Karar, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve temliken tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Mahkemece, temliken tescil talebinin şartları oluşmadığından davalı …’ın elatmasının önlenmesine ve muhdesatın kal’ine, davalı …’a karşı açılan dava yönünden ise, 419 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden olan …’ın yapılan taşkın inşaat ile bir ilgisinin olmadığı, inşaatın tamamen davalı …’ın tasarrufu ile yapıldığı anlaşıldığından davalı … yönünden davanın husumetten reddine karar verildiği, kararın davalı … vekili tarafından temyiz edildiği, Dairemizce davalı vekilinin sari temyiz itirazlarının reddine, davanın 15.000 TL üzerinden açıldığı ve bilahare elatılan taşınmaz (53.044,20 TL) ve yıkım bedeli (10.707 TL) üzerinden harç tamamlanmadığı gerekçesiyle davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin harçlandırılan 15.000 TL üzerinden hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle elatılan taşınmaz ve yıkım bedeli üzerinden vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyularak yargılama yapılarak karar verilmiş olduğu sabittir.
1. Dosya muhtevasına , dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere; bozmaya uyan mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık mahkemece bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar.
Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirildiği söylenemez.
Şöyle ki, bozma ilamında davalı yanın sair temyiz itirazlarının reddiyle davanın 15.000 TL dava değeri üzerinden açıldığı ve elatmanın önlenmesi, kal değeri üzerinden harç tamamlanmamış olduğu gerekçesiyle 15.000 TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücretine davacı yan lehine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma yapılmış olup Mahkemece eldeki kararda, davacı yanca bozma sonrası harç tamamlanmış olduğu da gözetilerek harcı tamamlanan değer üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün HUMK’un 438/son maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 1086 sayılı HUMK’un 438/son fıkrası gereğince hükmün 6 no’lu bendinin: “6-Davacı davada kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13. maddesi uyarınca 2.725 TL maktu vekalet ücretinin davalı …’dan alınarak davacı …’e verilmesine ,… ” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.