YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2583
KARAR NO : 2021/3859
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Temyiz isteminin reddi
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’nin 14.07.2020 tarihinde (adli tatilden önce) verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararının, tutuklu olan yabancı uyruklu sanığın müdafiine 21.07.2020 tarihinde (adli tatil içinde) tebliğ edildiği ve sanık müdafiinin bu hükmü 02.09.2020 tarihinde (adli tatilden sonraki üç gün içinde) temyiz ettiği, aynı Mahkeme’nin 07.09.2020 tarihli, 2020/1302 – 1547 esas ve sayılı kararıyla, nitelikli yağma suçunda temyiz süresinin kaçırılması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise, ilâveten verilen cezanın miktarı itibariyle temyizi kabil olmaması gerekçeleriyle temyiz isteminin reddine ek olarak karar verildiği, bu kararın da sanık müdafii tarafından süresinde temyiz edildiği tespit edilmekle, adli tatil ve sürelerin işleyip işlememesi konusu öncelikle değerlendirilmiştir.
Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı CMK.’nın çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır.
Kanun yoluna başvurma hakkı da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır.
Kanun yoluna başvurma hakkı, aynı zamanda hak arama özgürlüğü ile erişim hakkının da önemli alt başlıklarından birisidir.
Öte yandan; 7 No.’lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyet hükmünü yüksek bir mahkemede yeniden inceletebilme hakkına sahiptir.
CMK’nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.
Aynı Kanun’un 272 ve devamı maddeleri uyarınca, (Suçluların iadesi ile 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesinde belirtilen istisnalar dışında) ilk derece mahkemesinden verilen bütün nihai kararlar yâni hükümler, kural olarak istinaf kanunyolu denetimine tâbidir. (CMK’nın 272/3 mddesinde belirtilen istisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir.)
CMK’nın 286/1. maddesi uyarınca, istinaf mahkemesinin verdiği bozma dışındaki kararlar ile aynı maddenin 2. ve 3. fıkrası kapsamında belirtilen istisnalar dışındaki bütün istinaf mahkemesi kararları temyiz kanun yolu denetimine tabidirler.
CMK’nın 331. maddesinin 4. fıkrası uyarınca; “Adli tatil içerisinde süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.” Kanunda bu kuralın istisnası öngörülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.11.2013 tarih 272/524 sayılı kararında da belirtildiği üzere ve özetle; adli tatilde görülebilen(örneğin tutuklu davalar) işler yönünden CMK’nın 331. maddesinin 4. fıkra hükmünün uygulanmayacağı, bu tür dava ve işlerle ilgili sürelerin adli tatil içinde de işleyeceği görüşündedir.
Dairemiz ise; yukarıda açıklanan gerekçeler ile Any. m. 36, AİHS m. 6, (7) No.’lu Ek Protokol m. 2/1, 5320 SK m. 8/1 ve 5271 sayılı CMK’nın m. 331(4) hükmü uyarınca, adil tatil içerisinde sürelerin işlememesi kuralının yasal hiçbir istisnasının olmadığı görüşünü kabul etmektedir.
Nihayet Anayasa’mız ve AİHS hükümlerine göre hak ve özgürlükler asıl, kısıtlamalar ise istisnadır. Sınırlama ve kısıtlamalar ise; belli koşularda ve ancak kanunla yapılabilir. Hak arama özgürlüğü ve erişim hakkı kapsamında olduğu tartışmasız olan kanun yoluna başvurma hakkının içtihat yoluyla daraltılması, somut olayda olduğu gibi, üstelik adli tatilde görülen bir dava ve verilen bir karar da olmamasına rağmen temyiz hakkının kullanılmasının engellenmesi, 5271 sayılı CMK’nın 289(1)-h maddesi bağlamında hukuka kesin aykırılık hâlidir.
Bu itibarla, Bölge adliye mahkemesince verilen temyiz isteminin reddi kararının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden onanmasına, nitelikli yağma suçu bakımndan ise kaldırılmasına temyiz incelemesinin esastan yapılmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1-5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bu karara karşı yapılan temyiz itirazının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
2- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz isteminin reddine dair 07.09.2020 tarihli, 2020/1302 – 1547 esas ve sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararın nitelikli yağma suçu yönünden tebliğnameye aykırı olarak ve oy çokluğu ile KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık … müdafiinin temyiz isteminin suçun unsurlarının oluşmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmelisine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada CMK’nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebebi yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca, sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, dosyanın Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİ’NE, 03.03.2021 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
İlk derece Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda hükümle birlikte Sanık …’nin tutukluluk halinin devamına karar verildiği,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair kararının sanık müdafiine 21.07.2020 tarihinde tebliği edildiği, 5271 Sayılı CMK’nun 331 maddesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/272 Esas ve 2013/524 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere adli tatilde görülebilen tutuklu işlere ilişkin sürelerin adli tatil içinde de işleyeceği nazara alındığında, sanık müdafiinin temyiz başvurusunun 15 günlük yasal süresinden sonra yapıldığı anlaşıldığından CMK 296/1-a maddesi gereğince temyiz isteminin süre yönünden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun temyiz başvurusunun esastan incelenerek onanmasına dair 2 numaralı onama kararına katılmıyorum.