YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9684
KARAR NO : 2013/13450
KARAR TARİHİ : 28.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 06.08.2012 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi, eski hale getirme bedelin tazmini ile yola elatmanın önlenmesi ve eski hale getirilmesi istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalı vekilleri tarafından istenmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi, eski hale getirme bedelinin tazmini ile yola elatmanın önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 56 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ve yola elatmanın önlenmesi, tazminat ve eski hale getirmeye ilişkin davanın reddine, 56 ada 8 ve 88 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın ise kabulüne, 56 ada 8 ve 88 parsel sayılı taşınmazlara vaki elatmanın önlenmesine, eski hale getirme bedelinin davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayınözelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır. Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
“Kazı ve Yapılar” başlıklı Türk Medeni Kanununun 738. maddesi gereğince; malik kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır.
İcra ve İflas Kanununun 30. maddesi hükmü gereğince de; bir işin yapılmasına dair olan ilamın icra müdürlüğüne verilmesi üzerine borçluya bir icra emri gönderilerek ilamda gösterilen süre içinde ve eğer süre verilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanları tayin edilerek icra müdürlüğü tarafından o işin yapılması emredilir. Borçlu emir gereğini yerine getirmezse lazım gelen masraf icra müdürü tarafından bilirkişiye hesaplattırılarak ayrıca bir hüküm gerekmeksizin bu masraf borçludan tahsil edilir.
Somut olaya gelince; davalı şirketin dava konusu 56 ada 7 parsel sayılı taşınmaza elatmadığı, dava konusu 56 ada 8 ve 88 parsel sayılı taşınmazlara işlettiği mermer ocağı nedeniyle taş ve toprak yığılmasına sebep olması nedeniyle, kadastral yola da önüne taşlı yüksek yol yapmak suretiyle elattığı anlaşılmaktadır. Davacılara ait dava konusu taşınmazların yola cephesi olduğu gibi kadastral yol olması nedeniyle de davacıların bu yoldan yararlanma hakları bulunmaktadır.
Mahkemece, davalı şirketin 56 ada 8 ve 88 parsel sayılı taşınmazlara yönelik elatmasının önlenmesine ve eski hale getirilmesine karar vermekle yetinilmesi gerekirken İİK’nın 30. maddesine aykırı şekilde eski hale getirme bedeline hükmedilmesi doğru olmadığı gibi yola elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken davacıların taşınmazları lehine kurulmuş bir geçit hakkı olmadığı gerekçesiyle yola elatmanın önlenmesi talebinin reddine ilişkin hüküm kurulması da isabetli olmamış, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatıranlara iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.