YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1542
KARAR NO : 2021/1978
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14.03.2019 tarih ve 2017/230 E. – 2019/115 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.01.2020 tarih ve 2019/1236 E. – 2020/71 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin markaları da dahil olmak üzere mal varlığı Çin Hükümetine ait bir kamu iktisadi teşebbüsü olarak tüm mal varlığı ile Çin hükümetinin koruması altında olduğunu, müvekkile ait XCMG marka ve logosunun inşaat makinesi alanında uzun yıllardan beri müvekkilce yapılan yatırım ve tanıtım faaliyetleri ile tüm dünyada tanınır hale geldiğini ve dünyanın bir çok ülkesinde markasını tescile kavuşturduğunu, XCMG ibaresinin Xuzhou Construction Machinery Group Co. Ltd.’nin ilk harflerinden oluşturulan bir marka olduğu, aynı şekilde logosunun da müvekkilce yaratıldığını ve son derece orijinal bir logo olduğunu, ancak davalının birebir olarak müvekkil marka ve logosunu kendi adına haksız ve kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini ve yine aynı şekilde www.xcmg.com.tr alan adını da bu tescillere istinaden adına tahsis ettiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2005/22106 sayılı XCMG ile 2014/22072 sayılı XCMG markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkini ile “xcmg.com.tr” alan adının da iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak, uzun yıllardır XCMG ibaresini markasal olarak kullanıldığını ve davacının dava konusu markadan haberdar olup sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin XCMG markasına yıllarca ölçülemeyecek kadar yatırım yapıp emek verdiğini, markanın tüketiciler nezdinde tanınmasını ve tercih edilmesini sağladığını, esasen davacı şirketin kötüniyetli olduğunu, “www.xcmg.com.tr” alan adının iptali talebinin de hukuki dayanağının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı adına 2005/22106 sayılı ve 2014/22072 sayılı XCMG markasının davacı adına 1993 yılından beri menşei ülkesi Çin’de ve dünya çapında çok sayıda ülkede tescilli ve önde gelen markalardan biri olduğu, 2000 yılından itibaren davacının Türkiye’deki münhasır dağıtıcısı olan davalının ise söz konusu (2005/22106 ve 2014/22072 nolu) markaları adına tescil ettirdiği, davalının aralarındaki ticari ilişkin devam ederken davacı marka ve logosunun birebir aynısını kendi adına tescil ettirmesinin ve daha sonra davacıya devretmeyi reddetmesinin iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle 6969 sayılı Kanun’un 25/6.maddesinde belirtilen davacı yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı, davalının tek dağıtıcısı olduğu dönemde markaya yaptığı yatırımların kendisine marka üzerinde tescil yoluyla mülkiyet hakkı tanımayacağı ve 6769 sayılı Kanun’un 25/1.maddesi uyarınca davalı adına kayıtlı 2005/22106 ve 2014/22072 sayılı markalar yönünden hükümsüzlük şartlarının oluştuğu ve davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2005/22106 ve 2014/22072 sayılı “XCMG+şekil” markaların hükümsüzlüğü ile markalar sicilinden terkin edilmesine ve ” www.xcmg.com.tr. ” alan adının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı yanın zamanaşımı itirazı yönünden; ilk tescil üzerinden (5) yıllık sürenin geçtiği ve fakat beş yıllık dava açma süresinin istisnasının kötüniyetli tescil olduğunun 556 sayılı KHK’nın 42.maddesinde düzenlenmiş olduğu, davalının dava konusu markayı kendi adına tescil ettirip daha sonra devri talep edildiğinde devretmeyip ayrıca diğer sınıflarda da tescil ettirdiği düşünüldüğünde davalının asıl amacının markanın Türkiye’deki tüm haklarını elinde tutmak olduğu ve bu anlamda iyiniyetli sayılamayacağı, bu itibarla davanın süresinde açılmış olduğunun kabulü gerektiği, yine davalının tescilinin iyiniyetli olmadığı dikkate alındığında davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğramadığı, davacının tescilli ve aynı zamanda Paris Sözleşmesi ve TRİPS kapsamında koruma altında olan markasının davalı tarafından kötüniyetli tescili nedeni ile hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, ayrıca davacının alan adının aynısının sadece ülke uzantısı olan “.tr” eklenmek sureti ile kullanılmasının da haklı bir nedene dayanmadığı, netice itibariyle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.