Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2276 E. 2021/3426 K. 07.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2276
KARAR NO : 2021/3426
KARAR TARİHİ : 07.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.11.2018 tarih ve 2017/972 E. – 2018/1407 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 13.03.2020 tarih ve 2020/266 E. – 2020/410 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete 06.12.2012 tarihinde % 20 pay alarak ortak olduğunu, şirketin genel kurul toplantılarının bildirilmemesi nedeniyle müvekkilinin 20.07.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısına katılamadığını, genel kurulda alınan sermaye arttırım kararı ile müvekkilinin hissesi azaltılarak şirketi esastan etkileyen değişikliklere ilişkin kararlar alındığını, TTK’da anonim şirketlerde hisse değişikliği ve sermaye artışı ya da azalma yapılmasının belli şartlara tabi tutulduğunu, sermaye arttırımının esas sözleşmede değişiklik yapılması kapsamında olduğunu, nama yazılı pay devrinin ciro ve zilyetliğin devri ile geçeceğini ve ayrıca devir için pay sahibinin onayı gerektiğini, TTK’ nın 414. maddesinde genel kurul toplantısına çağrının ne şekilde yapılması gerektiğinin düzenlendiğini, davalı şirketin bu madde hükmüne aykırı olarak şirketin internet sitesinde ve ticaret sicil gazetesinde ilan yapmadığı gibi, iadeli taahhütlü mektupla da bildirim yapmadığını ileri sürerek davalı şirketin 20.07.2017 tarihli genel kurul kararının TTK’nın 445.maddesi gereğince iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; TTK’nın 446. maddesinde iptal nedenlerinin sınırlı olarak düzenlendiğini, davaya konu genel kurulun toplanması için gerekli işlemlerin tamamen usulüne uygun yapıldığını, toplantıya katılmayan davacının TTK’nın 466/b maddesi gereğince yapacağı haklı bir itirazının bulunmadığını, davacı tarafın genel kurul kararının hangi sebeple iptalini istediğinin açıkça belirtmesi ve iddialarını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; sermayenin artırımına ilişkin karar ile pay sahibinin rüçhan hakkının, ancak, haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabileceği veya kaldırılabileceği, bunun dışında TTK’nın 461. maddesine göre, her pay sahibi yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermaye oranına göre alma hakkına haiz olduğu ve TTK’nın 447/c maddesi gereğince anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu, somut olayda sermaye artırımı öncesinde davacının 800 adet, diğer ortaklar … ve … ‘in 1600’er adet hisse sahibi olduğu ve toplamda şirketin 100.000,00 TL bedelli 4000 adet hissesinin bulunduğu, sermaye artırımı sonrası şirketin hisselerinin 24000 ‘e çıkarıldığı, davacının hissesinin 800’den 1294 paya çıkarıldığı, artırım öncesinde davacının payı % 20 iken artırım sonrası % 5,39 a tekabül ettiği, rüçhan hakkının sebepsiz olarak ortadan kaldırıldığı, şirketin bedelli sermaye artırımı için nakit veya bankadaki parası ya da özvarlık olarak bir sıkışıklık yaşamadığı, özel bir sebebin de ortaya konulmadığı ve bu hali ile 20.07.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6. maddesinin yok hükmünde olduğu, davacının genel kurul toplantısına katılmadığı, ancak genel kurulun 4. maddesinde şirketin 2015 – 2016 dönemine ilişkin bilanço ve gelir gider tablosunun oy birliğiyle tasdik edildiği şerhi düşülerek kendi işlemlerini denetlemekle aslen görevli olan davacının yokluğunda karara bağlamalarının yerinde görülmediği, bu maddenin de yok hükmünde olduğu, 4. ve 6. maddeler dışında kalan kararlarda, gerek toplantı, gerekse karar nisabı bakımından emredici hükümlere aykırılığa rastlanılmadığı, kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık da tespit edilmediği gibi, re’sen gözetilmesi gereken yokluk hali de tespit edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 20.07.2017 tarihli genel kurulun 4.ve 6. maddelerinin mutlak butlanla yok hükmünde olduğunun tespitine, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmaması gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.