YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11296
KARAR NO : 2013/11629
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.06.2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulü ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine dair verilen 30.05.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, 1476 ada 6 parsel taşınmazda bulunan 2 no’lu bağımsız bölüm ve 1479 ada 6 parsel sayılı taşınmazda satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, taşınmazların rayiç değerinin çok altında değerlendirildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK’nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince; dava konusu 1476 ada 6 parsel 2 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydında… oğlu …’ın malik olduğu anlaşılmaktadır. Dosyaya ibraz edilen mirasçılık belgesi ise “… oğlu …’ya” ait olup, tapu kaydı ile mirasçılık belgesi arasında çelişki bulunmaktadır. Mahkemece “… oğlu …” ile davacıların mirasbırakanı “…ü oğlu …’nın” aynı kişi olup olmadığı üzerinde durulmalı, gerekirse ilgilisine tapu kaydındaki yanlışlığın düzeltilmesi için dava açmak üzere süre verilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, satış işlemlerini yürütmek için satış memuru görevlendirilmemesi ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu ve eki Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin hükmü uyarınca karar tarihi itibariyle gayrimenkulün satış bedeli üzerinden alınacak harcın binde 11,38 olması gerekirken hüküm sonucunda binde 9,9 olarak gösterilmesi doğru görülmemiş, bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 16.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.