YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2939
KARAR NO : 2013/4954
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, yeniden inşaat nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, bu hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davaya konu … ada… parsel sayılı taşınmazın hisselerini kat karşılığı inşaat yapmak üzere devraldığını ileri sürerek, yeniden inşaat nedeniyle davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir.Davalı, kiralananda kiracı olduğunu kabul ederek eski malikler ile yapılan sözleşmenin her yılın 8. ayının 1 inden itibaren geçerli olarak devam ettiğini, kira süresinin 2013 yılının 8. ayına kadar uzadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Türk Borçlar Kanununun 350/2. maddesi hükmüne göre kiralananın yeniden inşa veya imar amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi için açılacak davaların belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK.’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliler toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Somut olaya gelince; Dava dilekçesindeki talep ve tüm dosya kapsamından, davanın yeniden inşaat nedeniyle tahliye istemine dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır. Davalının kiralananda 20 yıldan beri kiracı olduğu ve birer yıllık sürelerle uzadığı, 01/08/2012 tarihinde sona erdiği tarafların kabulündedir. Uyuşmazlık sözleşmenin bir yıl daha uzatılıp uzatılmadığında ve davanın süresinde açılıp açılmadığında toplanmaktadır.Davacı yeni malik, kiraya verenin halefi sıfatıyla, sözleşmeye dayalı olarak işbu davayı açtığına göre, sözleşmenin bitim tarihi olan 01/08/2012 tarihinden itibaren bir aylık yasal sürede dava açılmıştır. Daha öncesinde yöntemince feshi ihbarın yapılıp yapılmaması sonuca etkili değildir. Bu durumda mahkemece, taraf delilleri toplandıktan sonra, mahallinde keşif yapılarak, taşınmazın tesbit edilecek niteliğine göre işin esası incelenerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.