Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3617 E. 2021/2059 K. 04.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3617
KARAR NO : 2021/2059
KARAR TARİHİ : 04.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04.12.2018 tarih ve 2015/678- 2018/892 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,davacı ile dava dışı …arasında düzenlenen kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazınını iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kredi sözleşmesinin teminatı olarak asıl borçlu tarafından ipotek tesis edildiğini ve davacı tarafça ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılması nedeniyle tahsilde tekerrüre sebebiyet verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda takip tarihi itibariyle 25.000,00TL asıl alacak ve 2.892,21TL işlemiş faiz ve %5 BSMV ile toplam 27.892,21TL alacağın tespit edildiği, davacı bankanın sözleşme hükümleri gereği takip tarihinden itibaren 25.000,00TL asıl alacağa ve yıllık %72 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulama ve talep yetkisinin bulunduğu, takip sonrası ipotekli taşınmazın satışından elde edilen 8.251,62TL tahsilatın icra dosyasında dikkate alınması gerektiği ayrıca davalı tarafın davalının imzası bulunmayan ve banka tarafından tebliğ edilmeyen yapılandırma sözleşmesinden dolayı herhangi bir sorumluluğunun doğmayacağına ilişkin itirazları bakımından yapılan değerlendirmede; dava dışı borçlu …’e kullandırılan kredinin dayanağı 25.000,00 TL Genel kredi sözleşmesi olup, davalının bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, dava dışı asıl borçlu ile banka arasında yapılan yapılandırma taahhütnamelerinde, taahhütnamenin Genel Kredi Sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun belirtildiği, kredinin yapılandırılması ve davalının yapılandırma taahhütnamesinde imzasının bulunmamasının davalının Genel Kredi Sözleşmesindeki kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün 2010/2416 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 27.892,21TL asıl alacak ve işlemiş faizi yönünden iptali ile bu bedel üzerinden takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Takibe konu alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan bilirkişi incelemesi sonucu borcun belirlenmesi alacağın belirlenebilir olma niteliğini kaldırmayacağından hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
3- Mahkemece hüküm fıkrasında 27.892,21 TL asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden iptaline şeklinde karar verilmiş olup bu miktarın ne kadarının asıl alacak ne kadarının işlemiş faiz olduğunun hükümde belirtilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına kararın BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 04.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.