Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9663 E. 2013/11409 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9663
KARAR NO : 2013/11409
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.04.2013 gününde verilen dilekçe ile elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 22.05.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi isteğine ilişkindir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacının dava dilekçesinde davalıların adreslerini bildirmediği için, davacı vekiline bir haftalık ihtarlı kesin süre verildiği, ancak, davacı vekilinin bu davalıların tebligata yarar açık adreslerini bildiremediği gerekçeleri ile HMK’nın 119/1-2. maddeleri uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili, dava dilekçesinde adresleri gösterilmeyen davalıların adreslerini tespit edemediklerini mahkemece verilen kesin süre içerisinde mahkemeye bildirdiklerini, tebligat yapılamayan davalılara Tebligat Yasası uyarınca adres araştırması yapılıp tebligat yapılması gerektiğini ileri sürerek temyiz etmiştir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde hakkında bir davanın bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Tebligatın nasıl ve kimlere yapılacağı, adresi meçhul olanlara nasıl tebligat yapılacağı, adres araştırması ve tespiti yöntemi 7201 Sayılı Tebligat Kanununda gösterilmiş, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 48 ve devamı maddelerinde de adres bilgilerinin tutulması, güncellenmesi ve kullanılması ile ilgili hükümler öngörülmüştür.
Somut olayda, davalıların adresleri dava dilekçesinde belirtilmemiş, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 119/1-2. maddeleri uyarınca davacıya eksikliğin giderilmesi için bir haftalık kesin süre verilmiş, davacı mahkemece verilen kesin süre içerisinde davalıların adreslerini tespit edemediğini mahkemeye bildirmiştir. Mahkemece, davacı vekili tarafından süresinde davalıların adresleri bildirilmediğinden aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davacının adres belirtme yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
HMK’nın 119/1-2. maddeleri dava dilekçesinde eksiklik bulunması durumunda uygulanacak usul kurallarını düzenlemektedir. Ancak bu maddenin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece, 7201 sayılı Tebligat Kanunundaki düzenlemeler gözetilerek öncelikle davalıların MERNİS’e kayıtlı adresleri araştırılarak buradaki adreslerine tebligat yapılması sağlanmalıdır. MERNİS adresleri bulunamadığı takdirde adres araştırması yapılarak adres tespiti yoluna gidilmeli ve tespit edilecek adreslerine tebligat yapılmalıdır. Tüm bu araştırmalar ile de bir sonuca varılamadığı takdirde davalılara ilanen tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanıp davanın sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.