Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/5062 E. 2021/2391 K. 08.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5062
KARAR NO : 2021/2391
KARAR TARİHİ : 08.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, mülkiyeti davalılara ait olan taşınmazda yapılan inşaat ile ilgili olarak 18/02/2015 tarihli yapı denetim sözleşmesi gereği davalılara yapı denetim hizmeti verdiğini ancak bakiye 20.246,64 TL ücret alacağının ödenmediğini, alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine haksız yere itiraz ettiklerini ileri sürerek davalıların …İcra Dairesinin 2014/3984 numaralı dosyasına vaki itirazlarının iptaline alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar bahse konu sözleşmenin yüklenicinin çalışanı olan Erdem Sütlü tarafından imzalandığını, yapı denetim hizmeti ücretinin de dava dışı yüklenici tarafından üstlenildiğini ve 20.825,75TL’sinin ödendiğini bu nedenle husumetin dava dışı yükleniciye yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, yasal zorunluluk gereği arsa sahibi ya da vekili ile sözleşme yapılmasının bedelden arsa maliklerinin sorumlu tutulacağı anlamına gelmeyeceği, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde bedelin götürü olarak belirlendiği dolayısıyla sözleşmede aksine hüküm yoksa yapı denetim ücretinden yüklenicinin sorumlu olacağı bu nedenle husumetin yükleniciye yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava yapı denetim sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalılarca yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Borç ilişkisi, yalnız bu ilişkinin tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurur. Alacak hakkının üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesi mümkün değildir. Alacak hakkı sadece borç ilişkisinin diğer tarafı olan sınırlı ve belirli kişilere yani borçluya karşı ileri sürülebilir. Yine aynı sebepten alacak hakkı sadece borçlu tarafından ihlal edilebilir. Buna alacak hakkının nispiliği ilkesi denilir.

Somut olayda taşınmaz maliki olan davalılar ile dava dışı yüklenici … arasında “daire karşılığı inşaat sözleşmesi” düzenlenmiş, inşaatın yapı denetimini sağlamak üzere davacı ile davalılar vekili arasında 18.02.2012 tarihli “yapı denetim sözleşmesi” imzalanmıştır. Davalılar tarafından sözleşmeyi vekaleten imzalayan …’nün yüklenici Salih’in çalışanı olduğu, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yapı denetim ücretinin yüklenici tarafından üstlenildiği keza bugüne kadarki ücretlerin de yüklenici tarafından ödendiği ileri sürülmüş ise de, …., ….Noterliğinin 19/10/2011 tarihli düzenleme şeklindeki senedi ile davalılar tarafından, belirtilen diğer işler yanında yapı denetim şirketleri ile gerekli sözleşmeleri yapabilmesi için vekil tayin edilmiştir. Bilindiği üzere yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar(6098 sayılı TBK m.40/1).
Her ne kadar yapı denetim sözleşmesinde davalılar vekili olarak sözleşmeye imza atan kişinin adı yazılı değil ise de bu kişinin Erdem Sütlü olduğu konusunda taraflar arasında çekişme yoktur. Yukarıda açıklandığı üzere bir sözleşmeden doğan hak ve borçlar ancak sözleşmenin taraflarınca ileri sürülebilir ve ihlal edilebilirler. Yapı denetim sözleşmesinin tarafları davacı ile davalılar olduğuna göre sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği yapı denetim ücret alacağının borçlusu sözleşmenin karşı tarafı olan davalı borçlulardır. Davalılar ile dava dışı yüklenici arasında yapılan daire karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin yapı denetim ücretini ödeyeceğini taahhüt etmesi, yapı denetim kuruluşunun ücretini yükleniciden talep edebilmesine imkan vermediği gibi yapı sahiplerine de bunu ileri sürerek borcunu ödemekten kaçınma hakkı vermez. Zira yapı denetim kuruluşu ile yüklenici arasında bir borç ilişkisi bulunmamaktadır. Yapı denetim kuruluşunun tek muhatabı onunla borç ilişkisine girmiş davalılardır. Daire karşılığı inşaat sözleşmesi ile ücretten sorumluluğun yükleniciye verilmiş olması davalılar için sadece yapı denetim kuruluşuna ödediği ücreti yükleniciden talep edebilme imkanı tanır .
Mahkemece, yapı denetim sözleşmesinin tarafı olan davalıları bağladığı dikkate alınarak davacının bu sözleşme nedeniyle alacağının bulunup bulunmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.