Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/11588 E. 2013/4923 K. 20.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11588
KARAR NO : 2013/4923
KARAR TARİHİ : 20.03.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline düğünde takılan takılara ve çeyiz senedinde belirtilen 13 adet burma bileziğe davalı tarafından el konularak davacı kadının ailesinin evine bırakıldığını, daha sonra bu takıların iade edilmediğini belirterek dava dilekçesinde belirttiği takıların aynen olmadığı takdirde değerinin ödenmesini istemiştir. Davalı vekili takıların bir kısmının davacı tarafından harcandığını bir kısmının düğün sırasında ailesi tarafından takan şahıslara iade edildiğini, bir kısmını da davacının beraberinde götürdüğünü,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava konusu ziynet eşyalarından dört adet bileziğin davacının kardeşine ödünç verildiği diğerlerinin ise evlilik birliği içerisinde sarf edildiği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının evlilik birliği içinde davalı koca tarafından alınıp bozdurulduğunu ileri sürmüş, davalı koca ise altınları almadığını, davacı tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı kadın, altınlara davalı tarafından el konulduğunu ve kendisine bir daha verilmediğini iddia etmiştir. Olaya ilişkin olarak dinlenen davacı tanıklarının beyanları bizzat görgü ve bilgiye dayalı olmaktan çok davacıdan duyduklarına ilişkindir. Davalı tanıkları ise takıların davacıda olduğu yönündedir. Olayda ispat yükü davacıda olup, davacı ziynet eşyalarının davalı tarafından el konulduğunu ve kendisine iade edilmediğini kanıtlamak durumundadır. Davacı tarafından sunulan deliller davanın ispatı için yeterli değildir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde her türlü yasal delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynet eşyalarının elinden alındığı ve iade edilmediği konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, bilirkişi tarafından cd ve fotoğraflar incelenmek suretiyle düzenlenen raporda, cumhuriyet altınından bahsedilmediği, davalı tanıklarınca da Cumhuriyet Altını takılmadığının belirtildiği, bunun yerine bilirkişi raporunda beş adet teklik- yarımlık altının takıldığının bildirildiği gözardı edilerek hükümde beş adet teklik (yarımlık) yerine beş adet cumhuriyet altını ya da bedelinin ödenmesine karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.