Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3802 E. 2021/2767 K. 23.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3802
KARAR NO : 2021/2767
KARAR TARİHİ : 23.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.12.2018 tarih ve 2018/496-2018/604 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı-borçlular ile birlikte dava dışı Hikmet Kara’nın asıl borçlusu olduğu genel kredi sözleşmesine müşterek borçlu-müteselsil kefil olduklarını, kredi borcunun tamamının bankaya davacı kefil tarafından ödenmesi üzerine davacının rücuen diğer borçlu-davalı kefillere karşı alacağını tahsil etmek için başlattığı icra takibine davalı-kefillerce itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davalının asıl borçlu …’nın kızı …’ın kredi sözleşmesine kefil olmasının yanı sıra kredi sözleşmesi nedeniyle dükkanı üzerinde banka lehine ipotek tesis etmiş olması nedeniyle kefil olarak kredi sözleşmesini imzaladığını, ipotekli gayrimenkulün paraya çevrilerek borcun kapatılması gerektiğinin kredi kullanılan bankanın keşide ettiği ihtarnameye cevaben bildirildiğini, davacının asıl borçluya dava açmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, kefil olunan borç miktarı 20.000,00 TL iken ve ipotekli taşınmazın sattırılarak borcun ödenmesi mümkün iken 50.000,00 TL değerinde işbu rücuen alacak davasının açılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davalının kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, dava konusu miktarın tamamının davacı tarafından ödenmediğini, kredi artırım sözleşmesinde davalının kefil olarak imzasının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı alacaklının bankaya ödemeye yaptıktan sonra borcun teminatını teşkil eden ipotek hakkını devralıp ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması mümkün iken ipotek hakkını devralmaksızın ipoteğin terkinini sağlayıp ipotekli taşınmazın maliki eşi lehine diğer davalı kefillerin durumunu ağırlaştırmış olduğundan dürüstlük kuralları gereğince diğer kefiller lehine rücu hakkını kullanması söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 23.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.