YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9639
KARAR NO : 2021/4650
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
KANUN YARARINA BOZMA
Nitelikli hırsızlığa teşebbüs ve mala zarar verme suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 35, 152/1-a ve 62. (2 kez) maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis ve 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezalarının anılan Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine dair Ümraniye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2009 tarihli ve 2008/1392 esas, 2019/1230 sayılı kararı ile anılan kararın 27/01/2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 12/07/2010 tarihinde hırsızlık suçunu işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, dosyanın yeniden ele alınarak, hapis cezalarının aynen infazına dair İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2014 tarihli ve 2008/1392 esas, 2009/1230 sayılı ek kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 26.10.2020 gün ve 94660652-105-34-12116-2019-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17.11.2020 gün ve 2020-100666 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
1-Ümraniye 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/11/2009 tarihli ve 2008/1392 esas, 2019/1230 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
a- Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 08/02/2018 tarihli ve 2018/775 esas, 2018/1517 karar sayılı ilamında yer alan “… aracın sol ön kapı kelebek camını kırarak aracı düz kontak yapmaya çalışırken ihbar üzerine kolluk görevlilerince yakalandığı şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın hırsızlık suçunun yanında mala zarar verme suçundan da mahkumiyetine karar verilmiş ise de; hırsızlık suçunun konusunu çalınmak istenen aracın kendisinin oluşturması durumunda, malın çalınması sırasında araca verilen zarardan dolayı ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilemeyeceği, bu nedenle sanığın suça konu aracı çalmak amacıyla araca zarar vermesi eyleminin suç oluşturmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde mala zarar verme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanığın olay tarihinde vergi dairesinin bahçesinde vergi borcundan dolayı haciz edilen ve el konulan aracının sol arka sürgü camını kırarak ve aracın kapısını zorlayarak aracın içine girdiğinin, olay yerinde bulunan güvenlik görevlisinin durumu fark etmesi üzerine sanığın yakalandığının anlaşıldığı somut olayda, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan mala zarar verme eyleminin bir bütün olarak hırsızlık suçu kapsamında kalacağı, aracın çalınması sırasında veya sonrasında verilen zararlardan dolayı ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
b- Kamu malına zarar verme suçu bakımından kabule göre de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 22/09/2014 tarihli ve 2013/1869 esas, 2014/8800 karar sayılı ilamında yer alan “…Muhafaza işlemi yapılmakta olan eşyaya zarar verilmesi biçiminde gerçekleşen eylemde eşyanın kamu malı niteliğinde bulunmaması, bir başka anlatımla borçluya ait olma vasfını sürdürmesi,….” şeklindeki açıklamalar da nazara alındığında, olaya konu aracın muhafaza edilmesi amacıyla vergi dairesinin bahçesinde bulunduğu, aracın muhafaza edilmiş olmasının aracı kamu malı statüsüne dönüştürmeyeceği cihetle, eylemin kamu malına zarar verme olarak kabulü ile ceza uygulanmasında,
2- İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14/02/2014 tarihli ve 2008/1392 esas, 2009/1230 sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 09/06/2020 tarihli ve 2020/5579 esas, 2020/5234 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın deneme süresi içinde işlediği ihbara konu İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21/11/2013 tarihli ve 2010/536 esas, 2013/737 sayılı kararındaki mahkumiyete dair hırsızlık suçuyla ilgili olarak uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesini müteakip, sonucuna göre aynen infaz kararı verilip verilmeyeceği yönünde bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Ümraniye 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/11/2009 tarihli kararının 27/01/2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 12/07/2010 tarihinde hırsızlık suçunu işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, dosyanın yeniden ele alınarak, hapis cezalarının aynen infazına dair İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14/02/2014 tarihli ve 2008/1392 esas, 2009/1230 sayılı ek kararının, Ümraniye 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/11/2009 tarihli kararının kanun yararına bozma yoluyla bozulması nedeniyle infaz kabiliyetinin bulunmayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile, Ümraniye 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/11/2009 tarihli ve 2008/1392 esas, 2019/1230 karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 11.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.