YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2970
KARAR NO : 2021/1603
KARAR TARİHİ : 23.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.01.2018 tarih ve 2016/1017 E- 2018/124 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2019 tarih ve 2018/846 E- 2019/269 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı Akros Import Export Ltd. Şti. arasında 11.09.2008 tarihinde bir alacak sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeden doğan alacakların davacıya ödenmemesi üzerine, davacının, dava dışı Akros … Ltd. Şti.’ne dava açtığını, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 03.06.2015 tarih, 2012/59 esas ve 2015/569 karar sayılı kararı ile 1.617.459,35 TL (372.770 USD karşılığı) tutarında alacaklı olduklarına hükmedildiği, Akros … Ltd. Şti. hakkında başlatılan takipte, borçlu şirketin borca yeter herhangi bir malvarlığı bulunmadığından iflasına karar verildiği, dava dışı Akros …. Ltd. Şti. ile arasında organik bağ bulunan davalı Akros Çimento San. A.Ş.’nin davacıya karşı bu borç nedeniyle müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek, dava dışı Akros … Ltd. Şti. aleyhine hükmedilen (372.770 USD karşılığı) 1.617.459,35 TL alacaktan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL’lık kısmının muvazaa ile mal kaçırmayı amaçlayan davalı Akros Çimento San. A.Ş.’nden faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 16.01.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, davasını 542.860 USD karşılığı 2.039.307-TL ve 35.664 TL olmak üzere toplam 2.074.971.-TL ‘ye ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, dava dışı Akros …. Ltd. Şti.’nin borcunun davalı şirketten tahsil edilemeyeceğini, işin esasına girilmeden davanın husumetten reddi gerektiğini, dava dışı Akros … Ltd. Şti. ile davalı şirketin birbirinden bağımsız şirketler olduğunu, davacının şirketler arasında organik bağ bulunduğu yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, ticaret sicil kaydına bakıldığında Mahmut Akıskalı dışında iki şirkette de hisse sahibi bulunan başka kimse olmadığını, muvazaalı hareket etme, mal kaçırma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının, iflasına karar verilen dava dışı şirketten olan alacağı semeresiz kaldığından, davacıyla hiçbir ticari ilişkisi olmayan davalıdan alacak talebinde bulunamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının dava dışı Akros …. Ltd. Şti.’nden mahkeme kararıyla kesinleşen alacağını, dava dışı şirket ile aralarında organik bağ olduğunu iddia ettiği davalı şirketten talep ettiği, borcu doğuran
sözleşmelerin tarihi olan 11.09.2008 tarihinde davalı şirketin 7 hissedarı olduğu, % 61 hisseyle David Rafelov’un en büyük hissedar olduğu, dava dışı Akros …. Ltd. Şti.’nin ise 2 hissedarı olup % 75 hisseyle Mahmut Akışkalı’nın büyük hissedar olduğu, her iki şirkette ortak olan tek hissedarın Mahmut Akışkalı olduğu, diğer ortaklar yönünden müştereklik olmadığı, bu nedenle borcun doğumu tarihi itibarıyla bu şirketler arasında organik bağ olmadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasında başkaca borç doğurucu bir sözleşme olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle aralarında organik bağ olan şirketten alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olmasının yanında, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması gerektiği, genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin davalı şirkete aktarıldığı, iş bu davada, davalı ile dava dışı şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin mevcut olmadığı, aksine davalı şirketin dava dışı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her iki şirketin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu, ortaklardan birinin sonradan iki şirkette de hakim ortak durumuna gelmiş olmasının, şirketlerin grup şirket olduğu ve aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketler arasında iktisadi bütünlük olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, davalı ve dava dışı şirket arasındaki organik bağ nedeniyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkindir. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. ( … – BATİDER C.32.S.2.2016)
Somut uyuşmazlık yönünden mahkemece alınan bilirkişi raporu ve yapılan inceleme yetersizdir. Öncelikle davacıyla ticari ilişkisi bulunan dava dışı Akros Import Export Ltd. Şti.’ne ait ticari defter ve belgelerin bilirkişilere incelettirilmemesi doğru görülmemiştir. Mahkemece konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla davacı, davalı ve dava dışı Akros Import Export Ltd. Şti.’nin borcun oluştuğu 2008 yılından itibaren kayıt ve belgelerinin incelenerek, özellikle davalı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, şirket merkezlerinin birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan mal kaçırma amacıyla şirket aktiflerini davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin muvazaalı olup olmadığı araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.