YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8800
KARAR NO : 2013/12379
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.03.2011 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukundan kaynaklanan kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan kal isteğine ilişkindir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- 6100 sayılı HMK’nın 297/2 maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu açıklanmıştır.
Somut olayda; mahkemece verilen gerekçeli karar, 6100 sayılı HMK 297/2. maddesi hükmüne aykırıdır. Kararın hüküm sonucunda “davacıya ait 276 ada 64 parsel sayılı taşınmaza komşu taşınmazlar üzerine davalı şirket tarafından dökülen toprak ve moloz yığınlarının davalı şirket tarafından kal’ine” karar verilmekle yetinilmiş, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar açıkça belirtilmemiştir. Dosyada mevcut 12.07.2012 tarihli bilirkişi ek raporunda, kal’ine karar verilen toprak ve moloz yığınlarının hangi taşınmazlar üzerinde bulunduğu ve kapladığı alan gösterilmiş ise de hükümde kal’ine karar verilen
toprak ve moloz yığınlarının hangi parseller üzerinde bulunduğu ve hangi ölçülere göre kaldırılacağı infaza elverişli şekilde gösterilmemiştir. Uzman bilirkişi aracılığı ile davacının manzarasına engel olan ve kal’ine karar verilen toprak ve moloz yığını infazda tereddüt yaratmayacak şekilde belirlenmeli, hangi parseller üzerinden ne ölçüde kaldırılması gerektiği hükümde açıkça gösterilmelidir. Bu hali ile verilen karar usul hükümlerine aykırı olduğundan usulüne uygun şekilde hüküm sonucu oluşturulması için kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; mahkemece, harcı yatırılan dava değeri üzerinden karar ve ilam harcına ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda belirlenen kal gideri üzerinden harca ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.