YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11135
KARAR NO : 2013/14646
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.04.2012 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 18.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkiline ait 172 ve 173 parsel sayılı taşınmaz lehine 176 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı … vekili, 176 parsel sayılı taşınmazda davacının da paydaş olduğunu bu yüzden dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 173 parsel sayılı taşınmaz lehine, 176 parsel sayılı taşınmaz üzerinden bilirkişi raporunda “a” harfi ile gösterilen yerden geçit hakkı kurulmasına, 173 parsel sayılı taşınmazın 172 parsel sayılı taşınmaza bitişik olduğu ve her iki taşınmazın davacıya ait olması nedeniyle 173 parsel sayılı taşınmaz lehine geçit kurulmuş olduğundan 172 parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit davalarında uygulanacak kesintisizlik ilkesi gereğince lehine geçit hakkı kurulan taşınmazdan itibaren genel yola ulaşıncaya kadar geçit hakkı kurulması gerekir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine yazılması da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda; davacı kendisine ait 172 ve 173 parsel sayılı taşınmazlar lehine 176 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Mahkemece, 173 parsel lehine geçit kurulmuş, 172 parsel sayılı taşınmazın da davacıya ait olması ve 173 parsel lehine kurulan geçitten yararlanabileceği gerekçesiyle 172 parsel için karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 172 parsel sayılı taşınmaz yönünden kurulan hüküm kesintisizlik ilkesine aykırı olmuştur. Taşınmaz malikleri her zaman değişebileceğinden geçit hakkının taşınmaz leh ve aleyhine kurulması gerektiği dikkate alınmalıdır. Bu şekilde davacı 172 parsel yönünden genel yola ulaşmasını sağlayan kesintisiz geçit kurulduğundan söz edilemez. Açıklanan nedenle 172 parsel sayılı taşınmaz hakkında da genel yola ulaşmasını sağlayacak şekilde geçit hakkı kurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ayrıca mahkemece depo edilen geçit bedelinin daha önce 176 parsel sayılı taşınmaz üzerinden lehine geçit kurulan 174 parsel maliki …’e ödenmesine karar verilmiştir. Geçit bedelinin geçit yükü artan ve geçit hakkı ile kısıtlı 176 parsel sayılı taşınmaz maliklerine ödenmesine karar verilmesi gerekirken 174 parsel sayılı taşınmaz malikine ödenmesine karar verilmiş olması ve kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmesi gerekirken bu hususta bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın yatırana iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.