YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2652
KARAR NO : 2021/1340
KARAR TARİHİ : 01.04.2021
MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki dahili davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R –
Uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, sözleşmenin paylaşımında ortaya çıkan orantısızlık nedeni ile uğranılan zararların tazmini ile geç teslim nedeni ile ödenmesi gereken kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacılar, yargılama sırasında davalarını ıslah ederek orantısızlık nedeni ile uğradıkları zararın tazmini yerine eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli ile kira alacaklarının tahsilini talep etmiş, mahkemece ıslah da değerlendirilerek davanın kabulüne dair verilen karar dahili davalılar vekilince istinaf edilmiş, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, başvurunun esastan reddine karar vermiş, karar dahili davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacılar vekili dava dilekçesinde, sözleşmenin imzalandığı tarihte davacıların arsa sahibi olan babalarının 82 yaşında olduğunu ve tasarruf ehliyetinin bulunmadığını, bu nedenle sözleşmedeki paylaşımda yüklenici lehine orantısızlık yaratıldığını, sözleşmeyi feshetmek istemediklerini belirterek, orantısız paylaşım nedeni ile uğradıkları zararların tazmini için asgari 10.000,00 TL, geç teslim nedeni ile kira kaybı olarak asgari 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. 16/09/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile de davacıların babasının yargılama sırasında Adli Tıp Kurumun’dan alınan rapora göre sözleşmenin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olduğunun tespit edilmesi üzerine taleplerini, 49.573,00 TL eksik ve kusurlu işler bedelinin davalıdan tahsiline dönüştürdüklerini, ayrıca 10.000,00 TL olarak talep ettikleri kira bedelini de 42.336,00 TL’ye ıslah ettiklerini bildirmiştir. Islah müessesi, 6100 sayılı HMK’nın 176 ila 182. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Islah, taraflardan birisinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HMK 176/1). Dava, davacı tarafından HMK’nın 180. maddesi uyarınca tamamen ıslah edilebileceği gibi, taraflarca HMK’nın 181. maddesi uyarınca kısmen de ıslah edilebilir. Davanın tamamen ıslah yoluna dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur. Davadaki talep kısmının değiştirilmesi de davanın tamamen ıslahı mahiyetindedir. Kısmi ıslahta ise, taraf belli bir usul işlemini ıslah etmektedir. Davadaki talep kısmının artırılması ise davanın kısmen ıslahı mahiyetindedir. Gerek davanın tümden ıslahı gerekse kısmi olarak ıslahı tahkikatın sona ermesine kadar (HMK 177/1) ve bir defa yapılabilir (HMK 176/2). Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. maddesine göre taraflardan her birinin, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği hükme bağlanmakla kural olarak Türk Hukukunda ıslaha izin verilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde talep edilmemiş bir alacak kaleminin ıslah yoluyla artırılıp davaya konu edilmesi mümkün değildir. Kural olarak davanın tamamen ıslahı, 1086 Sayılı HUMK’nın 88. maddesi, 6100 Sayılı HMK’nın 180. maddesi hükümlerince mümkündür. Davanın tamamen ıslah edilmesi halinde dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır ve davalı temerrüdü de ıslah tarihinde gerçekleşir.
HMK 26. maddesi “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar verilmez” hükmünü içermektedir. Bu bilgiler çerçevesinde somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı vekilince verilen ıslah dilekçesi ile davanın talep kısmı değiştirildiğinden davanın tamamen ıslah edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK’nın 180. maddesi hükmünce, bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi verilmesi zorunludur. Ancak davacı, bir haftalık sürenin geçmesine rağmen davanın tamamen ıslah edilmesi için yeni dava dilekçesini vermemiştir. Mahkemece, anılan madde gereği davacının ıslah hakkını kullanmış sayması ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam etmesi ve HMK 26. maddesini de gözeterek karar vermesi gerekirken, geçerli bir ıslah yapılmış gibi ıslah edilen taleplere göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, HMK’nın 180. maddesi gereği kanundan kaynaklanan bir haftalık kesin sürede yeni dava dilekçesi verilmediğinden ıslah hiç yapılmamış gibi dava dilekçesindeki talepler yönünden karar verilmesinden ibarettir. Hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş diğer temyiz sebepleri bu aşamada incelenmeksizin kararın bozulması uygun görülmüştür.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalıların temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün temyiz eden dahili davalılar yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre dahili davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden dahili davalılara iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 01.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.