Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/6943 E. 2021/4366 K. 10.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6943
KARAR NO : 2021/4366
KARAR TARİHİ : 10.03.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-) Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede:
18.06.2014 günü kabul edilen 6545 sayılı Yasanın 64. maddesi ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı TCK’nin 149. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan mevcut düzenlemede, “Konut veya işyerinde” ibaresine yer verilip ayrıca “Eklentiden” bahsedilmediği dikkate alındığında, suça sürüklenen çocukların müştekinin evinin eklentisi niteliğinde olan ahırında gerçekleşen yağma eylemi nedeniyle haklarında TCK’nin 149/1-d bendi ile uygulama yapılamayacağından yağma suçunun yanında ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçununun da oluşacağı gözetilerek yapılan incelemede:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suça sürüklenen çocuklar … ve … müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-) Suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçlarından, suça sürüklenen çocuk … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan, suça sürüklenen çocuk … hakkında ise kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede:
Her ne kadar suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçuna ilişkin kurulan hükmün cezanın türü ve miktarı itibariyle kesin nitelikli olması sebebiyle temyizi mümkün değil ise de, suça sürüklenen çocuğun kasten yaralama suçuna yönelik eyleminin bir bütün halinde “nitelikli yağma” suçunun unsuru olması sebebiyle kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün de temyizinin mümkün olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Oluş ve dosya içeriğine göre; suç tarihinde gece 21:00 sıralarında suça sürüklenen çocukların müştekinin ahırına girerek 4 adet kazını aldıkları, müştekinin içeri girmesi üzerine suça sürüklenen çocuk …’ı yakalayarak omzundan tuttuğu, bu esnada suça sürüklenen çocuk …’nın müştekiye sert bir cisimle vurmak suretiyle müştekiyi başından yaraladığı diğer suça sürüklenen çocukların dört adet kaz ile birlikte olay yerinden kaçtığı, akabinde suça sürüklenen çocuk …’ın da müştekinin elinden kurtularak olay yerini terkettiği, müştekinin polise başvurması neticesi suça sürüklenen çocuk …’nın olayın ertesi günü yakalandığında suça konu kazları sakladıkları yeri polise gösterek müştekiye iadesini sağladığı, bu haliyle suça sürüklenen çocukların eylemlerinin bir bütün halinde yağma suçunu oluşturduğu tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla, TCK 149/1-a, c, h ve 168/1-3 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Suça sürüklenen çocuk … hakkında dosyada mevcut 11/09/2015 tarihli sosyal inceleme raporunda isnat edilen suçla ilgili olarak suçun anlam ve önemini tam olarak algılama becerisinin kısıtlı olduğunun belirtilmiş olması buna karşın suça sürüklenen çocuk hakkında Kırıkkale Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 21/12/2015 tarihli raporda ise, suça sürüklenen çocuğun suçun anlam ve önemini algıladığı fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olarak geliştiğinin ifade edildiği nazara alındığında suça sürüklenen çocuğun Adlî Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna sevki yapılmak suretiyle raporlar arasındaki çelişki giderildikten sonra, hukukî durumunun saptanmasında zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
3- Kabul ve uygulamaya göre de; Ceza uygulaması sırasında TCK’nın 168/1. maddesinin TCK’nın 31/3. ve 31/2. maddelerinden önce uygulanması suretiyle TCK’nın 61. maddesindeki sıralamaya aykırı uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar …, …, ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 10.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.